MÜMİNLERİN DUASI HİKMETLİ KONUŞMAK

Kime dilerse hikmet ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir
(Bakara Suresi, 269)

    

 İnsanların karakterlerini gösteren en önemli etkenlerden biri konuşmalarıdır. İnsan kalbinde hissettiklerini, zihninde sakladığı düşüncelerini, isteklerini ya da ideallerini ister istemez konuşmalarına yansıtır.

    Konuşmaların kişiliği yansıtan en önemli özelliklerden biri olduğunu bilen müminlerin ise konuşmalarını diğer insanlardan ayıran çok önemli bir fark vardır:
    Hikmetli Konuşmak
    Hikmetli konuşmak, bir insanın olabilecek en doğru, en faydalı ve en yerinde konuşmayı yapabilmesidir. Ancak hikmetli konuşmanın herhangi bir kuralı yoktur. Yerine, zamanına, hitap edilen kişilere ve içinde bulunulan şartlara göre değişir. Dahası hikmetli konuşabilmenin kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla ya da teknik bilgisiyle de herhangi bir bağlantısı yoktur. Bu gerçekten habersiz olan kimi insanlar, bu özelliğin teknik dikkat ile elde edilebileceğini sanırlar; bunun için konuşmalarının edebiyat kurallarına veya güzel söz sanatlarıyla ilgili bazı kitapların öğütlerine olabildiğince uygun olmasına büyük özen gösterirler.
    Uzun ve sıra dışı cümleler kurduklarında ya da entelektüel değeri olduğuna inandıkları güncel ya da yabancı terimler kullandıklarında konuşmalarının son derece etkili ve süslü olacağına inanırlar. Oysa bunların hiçbiri insana hikmetli konuşabilme yeteneği kazandırmaz. Çünkü hikmet ancak imanla, Allah korkusundan kaynaklanan samimiyetle ve Yüce Allaha duyulan teslimiyetle kazanılabilen bir özelliktir.
Kuranda meleklerin Dediler ki: Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın. (Bakara Suresi, 32) ayetiyle bildirilen tesbihlerinde olduğu gibi, Yüce Allah sonsuz hikmet sahibidir ve dilediği kişiye bu nimeti dilediği kadarıyla verir. İnsanın ise Allahın kendisine öğrettiği dışında hiçbir bilgisi yoktur.

    Hikmetli  Konuşmak Nasıl Olur?

    Hikmet sahibi bir kimse konuşmalarında kendisini karşı tarafa beğendirme amacı taşımaz. Kendisine nutku verip konuşturacak olanın   Allah olduğunu bilerek Rabbimize sığınır ve sadece Onun rızasını kazanmayı hedefleyerek konuşur. Her an olduğu gibi konuşurken de insanların değil Allahın huzurunda bulunduğunun ve konuşmasının ancak Onun dilemesiyle etkili olacağının şuurundadır. Sözlerinin etkili ve hikmetli olması için Allaha dua eder. Bu samimiyete karşılık, vicdanı insana söylenmesi gereken en güzel sözleri ilham eder. Dolayısıyla neyin vurgulanması, neye dikkat çekilmesi ya da neyin söylenmemesi gerektiğini; hangi üslubun yanlış, hangi anlatımın etkili olacağını vicdanını dinleyen herkes kolaylıkla bulabilir.
    Kuran ahlakının yaşanmadığı yerlerde yapılan süslü ve edebi konuşmaların aksine hikmetli konuşan insanın sözleri karşı tarafın kalbine etki eder. Samimi bir insan hiçbir zaman için insanların takdirini hedefleyerek konuşmaz. Kuran ahlakından uzak olan insanların asıl amaçları ise kendilerini insanlara beğendirmek olduğu için, bu durumda samimiyet tamamen ortadan kalkar. Samimiyet olmayınca doğal olarak hikmetli konuşma da olmaz.
    Konuşmacı kimi zaman bir konuda ne kadar derin bilgiye sahip olduğunu ortaya koyabilmek adına dinleyenlerin hiçbir şekilde işine yaramayacak pek çok gereksiz konuşma yapar. Kimi zaman da son derece basit bir mantıkla ve kısa birkaç cümleyle anlatabileceği bir konuyu iki-üç saatlik bir konuşmanın içinde boğar. Oysa iman eden bir insan bir konuyu olabilecek en açık ve anlaşılır, en özlü, etkileyici ve karşı tarafa fayda sağlayacak üslup ile anlatır.
Amacı ne kendini beğendirmek ne de karşı tarafa üstün görünmektir. Amacı sadece Allahın rızasını kazanmak için karşı tarafa faydalı olabilmektir. Niyeti halis olduğu için Allahın izniyle bu çabası en hayırlı şekilde sonuçlanır.
    Kuranın, Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir… (Bakara Suresi, 269) ayetiyle hikmetin önemine ve insanlar için büyük bir nimet olduğuna dikkat çekilmektedir.
    Gerçekten de hikmet sahibi bir mümin, Allahın izniyle dini en güzel şekilde yaşayabilmekte, Yüce  Allahın en razı olacağı konuşmaları yapabilmekte, insanlara Kuran ahlakını en anlaşılır ve en etkili bir biçimde anlatarak çeşitli hayırlara vesile olabilmektedir. Bu ahlaka sahip bir müminle konuşan kimseler, bu kişinin hikmetli yorumları sayesinde olayların fark edemedikleri yönlerini görebilmekte, akledemedikleri akılcı davranışlara yönelebilmektedirler. Hikmetin ne denli büyük bir nimet olduğunun farkında olan müminler dualarında Allahtan kendilerine hikmet, anlatım çarpıcılığı ve etkili bir hitabet kabiliyeti vermesini isterler. Kuranda peygamberlerin de bu yönde dua ettiklerine örnek olarak Hz. İbrahimin duası verilmektedir:
    “Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat; Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili   (lisan-ı sıdk) ver.”      (Şuara Suresi, 83-84)

    Kendilerine Hikmet Verilenler

     

Ayetlerde Allahın hikmeti dilediği kimseye verebileceğine ve hikmetin Allahın elçilerinin de önemli özelliklerinden biri olduğuna dikkat çekilmektedir. Örneğin …Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik. (Sad Suresi, 20) ayetiyle Hz. Davuta Allah Katından özel bir hikmet ve anlatım çarpıcılığı verildiği bildirilmektedir. Yoksa onlar, Allahın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu Biz, İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54) ayetiyle de Hz. İbrahime hikmet verildiğinden bahsedilmektedir.

    Bunun yanında, hikmetli konuşmanın kişinin yaşıyla da bir bağlantısı yoktur. Allah samimiyeti ve imanı oranında dilediği insana dilediği yaşta hikmet verebilmektedir. Kuranda bu durumun en güzel örneklerini Hz. Yahya ve Hz. Musada görmek mümkündür.
    Kuranda haber verilen, (Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut. Daha çocuk iken ona hikmet verdik. (Meryem Suresi, 12) ayetiyle Hz. Yahyaya çocuk yaşta hikmet verildiği bildirilmiştir. Ayrıca, Erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir hüküm ve hikmet ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz. (Kasas Suresi, 14) ayetiyle de Hz. Musaya erginlik çağında bu nimetin lütfedildiği haber verilmiştir.
    Kuranda peygamberlerin hikmetli konuşmalarına pek çok örnek verilmiştir. Bu örneklerden birinde sadece varlıklı ve zengin olduğu için büyüklük taslayan ve Yüce Allah hakkında tartışmaya girişen (Allahı tenzih ederiz) bir kimsenin, Hz. İbrahimin vermiş olduğu hikmetli cevap karşısında kendi samimiyetsizliğini hemen fark ettiğine şöyle dikkat çekilmektedir:
    “Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahimle tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: Benim Rabbim diriltir ve öldürür demişti; o da: Ben de öldürür ve diriltirim demişti. (O zaman) İbrahim: Şüphe yok, Allah Güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Bakara Suresi, 258)

    Yüce Allah, Müminleri Boş ve Yararsız Sözlerden  Sakındırmıştır

    Allaha inanmayan insanlar yaşamlarını dünya hayatıyla sınırlı olarak düşündükleri için sonsuz hayatlarını yaşayacakları ahiret için bir hazırlık yapmaya da gerek duymazlar. Nasıl bir tavır içerisinde olduklarını, yaşadıkları süre içerisinde hayırdan yana neler kazandıklarını, nasıl bir sona doğru ilerlediklerini düşünmezler. Oysa her davranış, her söz, her düşünce hesap gününde insanın önüne çıkartılmak üzere saklanmaktadır. Sarf edilen her faydalı ve hikmetli söz insanı ahirette kazançlı çıkaracak, Yüce Allahın rızasını, cennetini ve rahmetini kazanmasına vesile olacaktır.
Ahireti düşünmeyen insanlar vakitlerini boş sözlere dalarak, ne kendilerine ne de başkalarına fayda sağlamayacak konuşmalarla oyalanarak harcarlarken, müminler her anlarını hayırlı ve hikmetli konuşmalarla geçirirler.
    Ahiretten yana gaflete düşüp, boş sözlerle oyalanıp duran insanlar için Kuranda …Onları bırak, içine daldıkları saçma uğraşılarında oyalanıp-dursunlar. (Enam Suresi, 91) şeklinde bildirilmektedir. Müminlerin boş ve yararsız sözlerden titizlikle kaçındıkları ise bir başka ayette, Boş ve yararsız olan sözü işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz derler. (Kasas Suresi, 55) şeklinde ifade edilir.
    Müminler boş ve yararsız sözün ne olduğu konusunda ölçülerini Kurana göre belirlerler. Dünyada geçirdikleri her anlarının ahiret yaşamları açısından çok kıymetli olduğunu bildikleri için, hayatları boyunca vicdanlarına başvurarak boş söze dalmamaya büyük özen gösterirler. Kuranda müminlerin göstermeleri gereken tavır şöyle bildirilmiştir:
     Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. (Furkan Suresi, 72)
    Unutulmamalıdır ki; hikmetli konuşan müminler ahirette hesap vereceklerini bilerek, hayatları boyunca amel defterlerine hep hikmet ve güzel sözlerin yazılmasını amaçlarlar. Allah sözlerin en güzeli ve en makbulünün hangisi olduğunu ise Kuranda şöyle haber vermektedir:
    “Allaha çağıran, salih amelde bulunan ve: Gerçekten ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kimdir? (Fussilet Suresi, 33)

Comments

  1. ALLAH RAZIOLSUN BİZİ BU KONULARDA BİLGİLENDİRDİĞİNİZ İÇİN İNSALLAH RABBİM SAYENİZDE SALİH KULLARININ ARASINA GİREBİLMEYİ NASİP EDER DUALARINIZI EKSİT ETMEYİN LÜTFEN

  2. melike şengül
    07 Ocak 2012 - 19:37

    …..bu yüzdendir ki peygamberimiz(s.a.v)”müminin niyeti amelinden üstündür”buyurmuşlardır.bu alanda yaratılış kanunu şudur.”’bütün ameller niyetlere göre değer kazanır.”’kişi için,,sadece niyet ettiği davranışların karşılığı vardır.”'(Buhari,iman,41)

    Yüce Rabb’imizden niyazımız,,hikmetlerin kıymetini bilip O’NUN (c c)razı olacağı tarzda değerlendirmemizi lütfuyla bize ihsan etmesidir.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *