Dua Ediyorum….

“Hâlâ Dua ediyorum…Ve edeceğim,Ve dualarında
kabul edildiğini bilerekten dua edeceğim … ama farkındayım ama
değilim ama ben biliyorum dualar muhakkak ki kabul ediliyor” Duamız
olmasa ne ehemmiyetimiz olurdu ki? diyerekten dua mı her daim
edeceğim”

Zaman : En Değerli Sermayemiz (Nevzat Tarhan)

Aristo öğrencilerinden birini kumar oynarken görür ve çok kızar

” Bunda bişey yok ki! Küçük oynuyoruz. ” diyen öğrencisine cevabı ” Ben sizin kaybettiğiniz paranıza değil , harcadığınız zamana kızıyorum. “olur.

Zaman , insan hayatının en önemli sermayesidir.
Para kaybedildiğinde tekrar kazanılabilir , ama zamanı geri getirmek hiçbir şekilde mümkün değildir.
Nasıl bir iş adamı sermayesini iyi kullanıp iyi yatırımlar yapar ve başarılı olursa , doğuştan herkese eşit verilen zaman sermayesini iyi kullanan başarılı olur , zamanını iyi yönetemeyen başarısızlıktan kurtulamaz.

Zamanın en büyük tehdidi en yaygın eğlence araçları olan televizyon ve internettir.
Elbette eğlenceye de zaman ayırmalısın ; ancak hedeflerinle eğlence arasında bir dence kurmalı , hedeflerine ulaşmak için yapman gerekenleri ön plana almalı , zamanı buna göre kullanmalısın.
Hayat yolunda daha az hata yapmak , hem zamanını hen de entelektüel enerjini doğru şekilde kullanabilmek için başkalarının yaşam tecrübelerinden faydalanma yolunada gitmelisin.

Kaynak: Var mı Beni Anlamak İsteyen (sahife: 73) – Prof. Dr. Nevzat Tarhan

İç sayfaları için: http://www.kitapyurdu.com/icsayfalar.asp?id=463457&sayfa=463457-1.gif

Kardeşim yazdı, ellerine, yüreğine sağlık.

Bu konuyla bağlantılı diğer 2 yazı:

Bilgisayar ve İnternet Bağımlılığı (Nevzat Tarhan)

Bilgisayar ve internet bağımlılığı ;  bilgisayarla ve sunduğu görüntülerle yoğun biçimde meşgul olma davranışıdır.
Bilgisayarlar ve internet iletişim ve bilgi edinme için faydalı araçlardır.
Kötüye kullanım veya bağımlılık , ortamdan çok , iletilen mesajlarla ilgilidir.

Amacı dışında kullanılan internet çok çeşitli zararlar vereblilir.
İnternet , gençleri evin güvenli atmosferinden günün herhangi bir saatinde hırsızlığa ve sömürüye maruz bırakır.

İnternet aracılığı ile insanlarla temas kurmak ve sohbet odalarında dolaşmak kurbanları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurur.
24 saat internet kullanımı yüzünden aniden öldüğü için tıp literatürüne giren insanlar vardır.
Modemi alındığı için intihara kalkışanlar , uykusuzluktan akıl sağlıgı bozulanlar olmuştur.
Üretkenlik kaybı , zaman ve enerji israfi ise ölçülmeyecek kadar büyüktür.

Stres altında iken gerçeklerden kaçmak ve negatif duygularını gidermek , problemini unutmak için internete girenlerde internet bağımlılığı riski yüksektir.

İnternetin önemli bir özelliği de kimlik değişimine izin vermesidir.
Kişi kendisini farklı bir kimlikte hissettiğinde özel bir çoşku (high) hali hisseder.
Fantezilerini gerçek gibi yaşar.
Bu durum uyuşturucu etkisi altında iken de yaşanır , yani insanı uyuşturucu  madde gibi etkiler.

İnternet ortamı kullanıcılarının kendilerini tehdit altında hissetmeden sürükleyici , heyecan verici , kendi kimliğinden kaçış sağlayıcı , dilediği özelliklere bürünebildiği , onaylandığı , özgür olduğu bir ortamdır.
Sanal oyunlarda oyuncular , mafya babalarına kokain dağıtarak şehirde gezebilir ve fahişelerle vakit geçirebilir , büyük kumarlar oynayabilirler.
Bu oyunlar oyuncuların kendilerini yapayda olsa güçlü hissettikleri , fantastik doyum sağladıkları çekici ama yalancı bir gerçeklik sunarlar.
Oyuncular bi süre sonra bunun gerçek hayata taşınabileceğine inanarak işi şiddet eylemlemlerini gerçekleştirmeye kadar vardırırlar.

Bütün bu olumsuz sonuçlarına rağmen , internetin toplumu bir araya getiren birleştirici güç olduğunu savunanlarda vardır.
Fakat gerçek ilişkiler yerine sanal ilişkiler koyan , aile üyelerini birbirinden koparan ayırıcı bir güç olduğunu savunanlar çoğunluktadır.
Saydığımız bu büyük zararlardan korunmak için önce kendini dinlemelisin.
Bilgisayar ve interneti eğlence amacıyla haftalık 20 saatten fazla kullanıyorsan ; çevrimiçi olduğunda kendini mutlu , çevrimdışı olduğunda mutsuz sinirli ve huzursuz hissediyorsan tehlike başlamış demektir.
Geç kalmadan önlem almalı , kendini kontrol etmelisin.
Eğer bunu başarmakta zorlanıyorsan çekinmeden uzman yardımına başvurmalı , hatta gerekiyorsa hastaneye yatarak tedavi olmalısın.

Kaynak: Var mı Beni Anlamak İsteyen (sahife: 71-72-73) – Prof. Dr. Nevzat Tarhan

İç sayfaları için:  http://www.kitapyurdu.com/icsayfalar.asp?id=463457&sayfa=463457-1.gif

Kardeşim yazdı, ellerine sağlık.

Bu konuyla bağlantılı diğer 2 yazı:

Televizyon bağımlılığı (Nevzat Tarhan)

Her evde sözünü dinleten; kendisini takip eden aile bireylerinin, uğruna birbirleriyle konuşmayı dahi bıraktığı bir “büyükbaba” vardır:  Televizyon.Evin başköşesinde duran, önünden geçilmesine bile tahammül edilemeyen bu cihaz aile içi iletişimin en büyük düşmanlarından birisidir.Akşam eve gelen erkek izlediği futbol maçından sonra gol  pozisyonlarının saatlerce tartışıldığı yorum programlarını seyreder; kadın da gündüz kadın programları, gece dizilerle vakit geçirir duruma gelirse ailede kopukluk başlar ve problemler baş gösterir.Televizyon aile içi iletişimi baltaladığı gibi bireysel olarak da insan pek bir şey katmaz.

Televizyon izleyen kişi, her şey önüne hazır sunulduğu için yorum veya analiz yapma ihtiyacı hissetmez; televizyon zihinsel tembelliğe yol açar.Oysa beyin haritası çıkarıldığında da açık şekilde görülür ki, insanda beyni en çok geliştiren şey düşünmek ve yorum veya analiz yapmaktır.Örneğin bir kişi kalemi eline aldığında kalemin gramer ve linguistik özellikleri sol  beyinde, anlam kısmı yani yazıyla ilgili bir nesne olduğu bilgisi sağ beyinde işlenir; kalemle ilgili duygular limbik sistem dediğimiz beynin derin kısmında kaydedilir.Kalem hakkında bir yorum yaparken duygular ekleneceği, analiz edileceği, farklı bakış açıları geliştirileceği için beynin her bölgesi çalışır.Yorum yapmayan kişide ise beynin sadece sol kısmı aktiftir.

Bir televizyon izleyicisinde de durum aynıdır.İzleyici bunun önüne geçebilmek  için izlediği programdan sonra edindiği bilgilerle zihinsel geviş getirme yapmalıdır.Uuzun süre televizyon izlmek küçük çocuklar için zararlıdır. Televizyonu ucuz bakıcı gibi gören anne çocuğunu sabahtan akşama kadar televizyonun başında bırakırsa, çocuk sürekli dinlediği için konuşmaya ihtiyaç duymaz, beyninde konuşmayla ilgili alanlar gelişmez.Çcuk psikiyatrisinde  “klip sendromu”  olarak adlandırılan bu durum  sonucu 4 yaşına gelmiş bir çocuk henüz konuşmaya başlamamış olabilir.

Kimi aileler ise  özellikle çocuklarını zararlı etkilerinden korumak, bağımlı hale gelmelerini engellemek için televizyonu evden tamamen  çıkarmak yoluna giderler.Ancak böyle bir uygulamanın da sakıncaları vardır.Evde televizyon izleyemeyen çocuklar komşularında, arkadaşlarında televizyonla karşılaştığında kontrolsüz şekilde izlemeye başlarlar; kontrollü  kişilik duygusu geliştiremez hale gelirler.

Genç arkadaşım televizyon bağımlılığı tehlikesinden kurtulmak istiyorsan seçici izleyici olmalısın.Uygulaması zor da olsa seçici izleyiciliğin sana sadece zaman kazandırmakla kalmadığını, aile içi iletişimden kültürel birikime, aktivitelere kadar pek çok alanda fayda  da sağladığını kısa sürede göreceksin.

Kaynak: Var mı Beni Anlamak İsteyen (sahife: 70-71) – Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Şu anda okuduğum; Var mı Beni Anlamak İsteyen‘den bazı bölümleri paylaşmayı düşünüyorum, bu yazı ilkti, nasip olursa bi kaç kısım daha yazarım inşaallah,  nette olmadığı için yazmak bana düştü , biraz zormuş ama olsun :). Faydalı olması temennisiyle.

Link: http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=463457

İç sayfaları:  http://www.kitapyurdu.com/icsayfalar.asp?id=463457&sayfa=463457-1.gif