Ekim, 2008 Arşivleri
itibarhaber.com’a tekrar kavuştuk.
Bir süre önce yapılan saldırılardan dolayı yayına ara veren güzide sitemiz itibarhaber.com bu gün (31 ekim 2008) itibariyle tekrar bizlerle.
Göz attığımızda tasarımın sadeleştirildiğini ve yine joomla altyapısı kullanıldığını görmekteyiz.
Yeni haliyle daha bir hoş olduğunu belirtmek istiyorum.
Bir an önce yapım aşamasında olan sayfaların tamamlanmasını ve hayr için oluşacak yeniliklerin devamlılığını diliyorum.
Bu hizmeti bize sunanlara teşekkürü borç bilir, Rabbimizin her daim yâr ve yardımcıları olmasını dileriz.
1 YorumNasihat! (Muammer ERKUL)
(Küçükdedemden…)
Tam zamanı, bilmen şart olanı bildirmenin; doğum gününü kutluyorsun: İnsan için en ölümcül hastalığa yakalanmış olmak; doğmuş olmaktır!
Ey benim ahmak oğlum! Şimdi sevinçle titriyor mu için? Diyor musun; beni ne kadar da çok seviyorlar?..
Kırk sayfa sevgi yerine kırk sayfa sövgü olsaydı şurada; kırk kişi seviyor olacağına kırk kişi yerseydi seni, değişecektiyse yürek çarpıntın, bil ki iyi adam olamamışsın!
*
Yetmedi mi, daha da nasihat mi istiyorsun? Peki, ama iyi dinle!
Düğüne gidenler de, ölüme gidenler de binse… Vagonlarında hayvanlar da, insanlar da taşınsa, tren trendir… Trenler; raylarından çıkmadıkları sürece yol alırlar!
Sanma ki sevilmeler bitmez! Sanma ki, seni başlarının üstüne kaldıranlar asla bırakmazlar!.. Şimdi sen; kondurulduğun yerde, dirseklerin kaşınsa sanırsın; kanatların çıkacak… ki vahh! Hülyalara dalma, gözünü aç!
İstidrac kabı keramet kâsesine benzer… Biri insanlık için şifa, biriyse içeni öldüren zehirdir!
*
Ey pohpohlanmaktan hoşlanan ve içinde kudurmuş köpek yaşayan “ben” kafesi!.. Bilmiyor musun; rüzgâr estiği zaman çöpleri bile havalara kaldırır!..
Sakın ola kibirlenme! Süslü, renkli uçurtmaları yükseklerde tutup bulutlarla yarıştıran kendileri değil; bağlı oldukları iplerdir! Rüzgâra kanıp ipini bırakma! Yele veren; yaban ele vermiş olur kendini!..
*
Ey benim toy oğlum, topal atımın toynağı; kulağını iyi aç! Seni izleyen gözlere; “üstünüzde kaş var” dersen, ne kadar sevildiğini… Ve seni sevenlerden ok gibi sözler gelirken, kendi kalbine baktığında; “ne kadar sevdiğini” anlarsın!
Dilsiz ol, tuğlalar arasında ezilsen de; sen “harç”sın!..
Ne olduklarından büyük gör insanları, ne de olduğundan mühim görünmeye çalış…
Hep olmanın yolu “hiç” olmaktan geçer, ki sen zaten hiçsin! Sakın ola kibirlenme;
Rüzgârların, havalara kaldırdığını unutma, estiği zaman; çöpleri bile!..
Muammer ERKUL
Kaynak: turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=391667
2 YorumMONA ROSA şiirinin hikayesi
MONA ROSA (Aşada yazılı olanlar kurgu değil gerçektir)
Belki de mahşeri kalabalığa okunan bu şiirin hangi hislerle yazıldığını tahmin bile edemezsiniz? Bilinen gerçekleri arda, arda sıralamak sizleri aydınlatabilir. Dilenirse şairimiz hakkında kısaca bilgi vererek konuya girmek istiyorum.
Şöyle ki; şiirimizin yazarı Sezai Karakoç ilk, ortaokulu ve liseyi Diyarbakır, Gaziantep, K.Maraş’ta tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal bilimler fakültesini kazanır. Ve gider, gider ama başına geleceklerden veya başına getireceği olaylardan habersizdir.
Neden sonra başlar okula dersler devam ederken şairimim gönlünü kaptırır bir muhacir kızına ve işte bütün mesele başlar, başlar ki ne başlar. Sonu olmayan bir başlangıçtır. Kısa bir süreden sonra dayanamaz ve kendini o kıza açmaya karar verir. Uzun bir tasavvurdan sonra İstediği gibi yapar ve gönlünde biriktirdiği aşkı artık kaldıramaz olmuştur.teklifine ret cevabı alma riski yüksek olduğu halde bırakır kendini uçsuz bir ummana.istediği cevabı alamamıştır,bu samimi Anadolu çocuğu kırılmıştır işte o an. Lakin bu kırgınlık uzun sürmez (çünkü uzunu daha başlamamıştır.) azimle tekrar deneyecektir.lakin istediği gibi hiç olmayacaktır.Ve bu hep böyle sürer gider. Ta ki gelir ,gelir ve bir yerde tıkanır işte bu tıkandığı yer 4. sınıf olur.ama o samimi delikanlı hiç pes etmemiştir.tam dört yıl hep istemiştir onu ,kendinden. Ama istediği hiç olmamıştır.belkide bir gün olacaktır.! Artık okul bitmek üzeredir.tam dört yıl geçmiştir .Geçmiştir ,ya delmişte geçmiştir kimi sineleri.
Mezuniyet merasimi düzenlenmektedir Ankara üniversitesinde öğrenciler 4 yılın yorgunluğunu ,bitirmenin sevinciyle bu merasimde birleştirecektir.lakin birleştiremeyenlerde vardır o mahşeri kalabalıkta onlar gerçekle yapışmış yüreklerini koyacaklardır ortaya. İşte burada Sezai Karakoç onların hepsine tercüman olacaktır o mükemmel ve emsalsiz sevgisiyle .
Bu program da Sezai Karakoç yazdığı şiiriyle yerini almıştır.ve de işte o beklenen an gelir çatar. O yılların gerçekleri bir şamar gibi patlar ortada ve sesi yankılanır Ankara sokaklarında.
Sezai Karakoç anons edilir. Yazdığı şiiri okumak üzere. Ankara siyasalın önü ana baba günü gibidir herkes ordadır bütün hocalar öğrenciler ve hatta misafirler lebalep dolup taşmıştır.merasim alanı.Sezai Karakoç şöyle bir kalabalığa bakar o buğulu gözlerle ,gönlünde yer alamadığı insanı aramaktadır mahşeri kalabalık içinde ve şiirini okumaya başlar.
Mona roza siyah güler ak güller
Geyve’nin gülleri beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah senin yüzünden kana batacak
Mona roza siyah güller ak güller …
Şiir bitene kadar kalabalıktan hiç ses gelmez olur, ta ki son kıtayı okuyana dek ve kalabalıkta müthiş bir uğultu patlar. Herkes bir birine bir şeyler sormaktadır ama sadece bilinen bir gerçek var ki herkes bu şiirden çok etkilenmiştir hele biri var ki gönlünde fırtınalar kopmuştur tam dört yıl sonra geçte olsa anlamıştır ve işte o uğultunun arasından bir kız öğrenci sıyrılır kürsüye yaklaşır dört yılı harabeden ve sonrasını da edecek olan kişidir O,O MUAZZEZ AKKAYA’ dır.Ağlayarak ve yalvarmalı bir sesiyle
-ben seni kabul ediyorum der.
Ama çok geçtir artık çünkü bu samimi genciz bu ağır aşka dayanacak takati kalmamıştır kürsüye dönerek
-şimdi de ben kabul etmiyorum der
ne derece yürekten gelerek söylediği tartışılır ama beklide bir intikamdır ,beklide ilk defa gururu aşkının önüne geçmiştir delikanlının Ve bir daha Muazzez Akkaya’yı hiç kimse görmemiştir çünkü o ret cevabının ardında intihar etmiştir. Doğruyu geç bulup erken kaybetmek buna denir galiba
Şimdi Sezai Karakoç 65-70 yaşlarında ve hiç evlenmemiş hiç gönlüdeki o muazzam yere dokunmamıştır.size şimdi bir sır veriyorum Mona Rosa şiirinin kıtalarının ilk harfleri onun ismini veriyor.
Şiir için BURAYA tıklayınız.
2 Yorum