Beklenen

Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

(1937)

Necip Fazıl Kısakürek

ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP

ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP

 

Zindan iki hece. Mehmed’im lâfta!

Baba katiliyle baban bir safta!

Bir de, geri adam, boynunda yafta…

          Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!

          Kavuşmak mı?.. Belki… Daha ölmedim!

 

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,

Kırmızı tuğlalar altı köşeli.

Bu yol da tutuktur hapse düşeli…

          Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak

          Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

 

Bir âlem ki, gökler boru içinde!

Akıl, almazların zoru içinde.

Üstüste sorular soru içinde:

          Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?

          Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

 

Bir idamlık Ali vardı, asıldı

Kaydını düştüler, mühür basıldı.

Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı

          Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;

          Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

 

Müdür bey dert dinler, bugün “maruzât”!

Çatık kaş… Hükûmet dedikleri zat…

Beni Allah tutmuş, kim eder azat?

          Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem…

          Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

 

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;

Sayım var, maltada hizaya dizil!

Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!

          İnsanlar zindanda birer kemmiyet;

          Urbalarla kemik, mintanlarla et.

 

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;

Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…

Yalnız seccademin yönünde şefkat

          Beni kimsecikler okşamaz mâdem;

          Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

 

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!

Dakika düşelim, senelik paydan!

Zindanda dakika farksız aydan

          Karıştır çayını zaman erisin;

          Köpük köpük, duman duman erisin!

 

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;

Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,

Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler…

          Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!

          Kanla dolu sünger… Beynimi içtin!

 

Sükût… Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;

Tek nokta seçemez dünyada nazar.

Yerinde mi acep, ölü ve mezar?

          Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?

          Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

 

Ses demir, su demir ve ekmek demir…

İstersen demirde muhali kemir,

Ne gelir ki elden, kader bu, emir…

          Garip pencerecik, küçük daracık;

          Dünyaya kapalı, Allah’a açık

 

Dua, dua, eller karıncalanmış;

Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.

Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…

          Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu

          İplik ki incecik, örer boşluğu

 

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;

Karanlığında nur, yeniden doğuş…

Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!

          Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!

          Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

 

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

          Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!

          Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

1961

DUA [Necip Fazıl KISAKÜREK]

Bende sıklet, sende letafet…
Allah’ım affet!

Lâtiften af bekler kesafet…
Allah’ım affet!

Etten ve kemikten kıyafet…
Allah’ım affet!

Şanındır fakire ziyafet…
Allah’ım affet!

Acize imdadın şerafet….
Allah’ım affet!

Sen mutlaksın, bense izafet!
Allah’ım affet!

Ey kudret, ey rahmet, ey re’fet!
Allah’ım affet!

Necip Fazıl Kısakürek

Ölüm…

Kapıya ne icra memuru gelir,

Ne Birinci Şube sivil polisi….

İçerde kimine kuş tüyü sedir;

Yüz üstü toprağa düşer kimisi….

 

Bir musiki orda zaman ve mekân….

Yıldız dolu feza küçük camekân….

İmkân atomunu çatlatan imkân….

Bir hiç ki, içinde heplerin hepsi

Necip Fazıl Kısakürek (1978)

Rahmetim her şeyi geçti

Allah’ım sana, senin için, hikmetlerin için ağlayan kulunun, arada bir çocuğunun yüzüne muhtaç olmasını affet!..
Affet Allah’ım; benim ibadetim de kusurdur. Her halim riya ve her anım kusur…
Ben kul olarak ne kadar yükselsem hep böyle kalacağım!..
Ve sen affedeceksin!..
Onun için değil midir ki, “Rahmetim her şeyi geçti!” buyurdun?..

Necip Fazıl Kısakürek