Vera…

hiç söylenmemiş sözler söylemeliyim
el değmemiş,duru sözler sevdiğim için
sevdiğim!
şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! vera.. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene vera hangi çocuğun adını andın.
sahi vera en son ne zaman görmüştük sena’yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen vera, filistin’den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan leyla’dır,
meryem’in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı züleyha’nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil.. artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini vera..
ellerini bulur ellerim
bir grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
berat’ım, emin’im, murat’ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi marmara’da kimi yıldız’da
koş vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
ebrehe’nin tankları kan kusturur

şimdi firavunu boğan kızıldeniz’i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil musa’nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir

bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm çin seddi’ni aştı
sevdiğim içimizdeki musalardan ne haber vardır?
ibrahimlerden,yusuflardan
yoksa musa’yı kızıldeniz’de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik ibrahim’i nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede yusuf’un sesi?
ki unutma vera
filistin’de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin eyy ismail’in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
vera benim.. vera benim..


Numan ARIMAN (dua ile yâd ediyoruz)

Bir dua bekliyorum (Cengiz Numanoğlu)

BENİM OLSA BU DÜNYA,
KURTULUŞA ÇÖZÜM YOK.
BİR DUA BEKLİYORUM,
BAŞKA ŞEYDE GÖZÜM YOK.

Cengiz Numanoğlu

Çok şükür! Rahmetinin, farkındayım nicedir (Cengiz Numanoğlu)

Nasıl Olur Da Sana Secde Etmez Bir İnsan!

Kaç trilyon hücreden, yaratırsın bedeni,
Her bedene yüklersin, bir varoluş nedeni.
Evrendeki her zerre, tesbih ederken seni,
Baş eğerken emrine, bu kâinat, bu mîzan;
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

Ömür yetmez, verdiğin bir nefesin şükrüne,
Ne mümkün bedel biçmek, yaşattığın bir güne.
Cennetleri vâdettin, hem de Kur’ân üstüne.
Haykırırken tabutlar, musallada an be an;
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

Mûcizeler verirsin; kulak duyar, göz görür,
Kalp atar, dil konuşur, el tutar, ayak yürür.
Mal, mülk, evlât verirsin; hepsi de yüz güldürür,
Sağnak sağnak yağarken, bunca rahmet ve ihsan;
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

Fırtınalı denizden, kurtarırsın kulunu,
Bir şans daha verirsin, ve açarsın yolunu,
Lâkin; Sana eş koşar, cübbesini, çulunu,
Bu büyük nankörlüğü, reddederken o vicdan,
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

İçki, zina ve kumar, birer şeytan oltası,
Dünyaya hükmediyor, cehâletin sultası,
Din, cahilin elinde, oldu zulüm baltası,
Peygamber ahlâkını, emrederken o Kur’ân,
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

Şeytan ki; unutturur, o mahşer dehşetini,
Gıybet ile yedirir, ölmüş kardeş etini.
Cehenneme yol eder, bu dünya servetini;
Davul zurna çalarak, gelirken bunca hüsran;
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

Çok şükür! Rahmetinin, farkındayım nicedir,
Sensiz geçen saniye, sabahsız bir gecedir.
Bilirim.. Senin affın, azâbından yücedir;
Yetmiyor kudretine, hiçbir söz, hiçbir lisan;
Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan! .

(2008)

Cengiz Numanoğlu

Evlilik Üzerine Bir Mülahaza (kadın)…

Evlilik Üzerine bir Mülahaza (kadın)

Rabbimiz, erkek ve dişi olmak üzere insanı iki ayrı cinsten yaratmıştır ve kullarına yaradılışlarına ve fıtratlarına uygun farklı hasletler yüklemiştir. Bu özellikler akabinde vazifeler de yüklemiştir. Her insan yaradılışına uygun davranmalı ve bunun dışında farklı rollere girmemeye dikkat etmelidir. Evlilik hususuna dair bu iki yaratılış fıtratının gereği olan kadın ve erkeği ele alacak olursak; Kadın ve erkek kendi kimliğinin fıtratı gereği olan özellikleri korumalı yani “ Gerçek Kadın ve Gerçek Erkek” olmalıdır. Evlilik içersinde kadını ele alacak olursak; (Kadın narin bir fıtratla yaratılmıştır. İncinmemeli ve incitmemelidir) Kadında bulunması gereken en önemli özellik hatta en başta olması gereken özellik “Eşine İtaat”tir.

Kadının kocasıyla iyi geçinmesinin ve saadetinin tüm sırları “eşine İtaat”ten geçmektedir. Bu itaat ; hem dünya hem ahret açısından sayısız hayırlar kazandıracaktır.Kadın kocasına karşı çok terbiyeli ve saygılı olmalı ve hürmette kusur etmemelidir. Her ne olursa olsun kadın kendini dizginlemeli ve mülaim davranmalıdır. Kadının bu tavrı hem yuvanın hem de sevginin temelini sapasağlam ayakta tutacaktır. Kadın kocasını kendisinden memnun edebilmek ve rızasını kazanabilmek için tüm meşru isteklerini zamanında ve harfiyen yerine getirmeli ve eşini incitmemelidir.

Kadın erkeğin sinirlendiği anlarda da çok dikkatli olmalı, aksi halde her sinirlenme anında erkek karısından biraz daha uzaklaşacaktır ve bu birlikteliğin çıkmaza girmesi kaçınılmaz bir hal alacaktır. Bu yüzdendir ki kadın; şefkat , anlayış ve hoşgörü timsali olmalıdır.

Evli erkek ise; karısının kalbine, beynine, düşüncelerine hakim olabilmelidir. Bu ; bilgi,adalet,cesaret, ve sevgi ile sağlanır. Erkeğin bilgi adalet, cesaret ve sevgi hususunda karısından üstün olması gerekmektedir.

Mutluluğun sırrı çok küçük ayrıntılarda gizlidir…

Unutmayalım ki; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisine ilk inanan ve ilk zevcesi olan Hz. Hatice`yi hep üstün tutmuştur.Bu ise b ir erkek için “itaat ve itimat”ın ne kadar mühim olduğunun delilidir.

“Mutluluk Tılsımı İtaatten geçer”
Vesselam…

Nur.