Umudu hayal edebilmek…

Karamsarlık çökmüş üzerine
Öyle ki umut uğramaz olmuş zihnine
Ama bir denesen umudu sevmeyi, hissetmeyi.
Bir tatsan o lezzeti, tadına varabilsen.
Tüm ruhunla sarılabilsen
Benliği umutla eğitebilsen
Ufka gözlerini dikip
Bembeyaz yelkenler hayal edebilsen
Karanlığı değilde ışığı sevebilsen
Açarken gözünü kalbinide açabilsen
Umut uzak değil.
Çünkü onu yaradan çok yakın, yapyakın
Hiç bir yerde O’nu bulamazken
Yüreğinde bulup O’na yönelebilirsin.

Rabbin sana ümidi öğütler.
Resulün (sav) sana sımsıkı sarılamayı tembihler.
En sağlam kaynaklar sana bunu öğretler.
Pes etmek niye zindanlar bize yakın olmasın.
Umudumuz tüm ruhumuzu sarsın
Umudun ışığı yansısın gözlerinden
Bu ışık yol göstersin yolda kalmışlara, karanlığa boğulmuşlara
Ey dost! kalk görüyüm gözlerini, ışıt yolumu
Aydınlık yüreğinde, sun onu bana
Ben dosta, dostun gözündeki ışığa, ışığın bana yol göstermesine muhtacım.

Acziyetim beni kavramışken sen tut ellerimden, çıkar beni karanlıklardan.
Yol uzun yoldaş gerek
Bir iken şaşırmak kolay olur.
Ele ele, yürek yüreğe kardaş gerek.

Mayıs 2008 / İstanbul

Kardeşle beraber, kalleşe karşıyız.

Orda bir kardeşin vurulacak ve upuzun yatacak.
Vücudundan kan akacak
Sevgi dolu kalbi belki duracak, belki vuracak
Ama kalleşin biri onu vuracak.
Kurşunu atacak olana, kardeşin bakacak.
Belki kurşunu dahi olmayacak.
Kardeşini sarar mısın en kuytu gecelerde, ona atılan kurşuna atlar mısın sineni açarak.
Tutar mısın kardeşinin elini, gözünün derinliklerine bakarak.
Kardeşine yol olup üzerinden yürütsen
Kalleşe bend olup dur geçme diye diretsen.
Akan kanların göletinde kalleşi boğsan
Kardeşin için bir güneş gibi doğsan


Vakit direniş vakti
Vakit bileniş vakti
Vakit diriliş vakti
Vakit dimdik duruş vakti

Ya Rabb! Sanadır yönelişimiz.
Sen intifadaki kardeşlerimizi her daim gör ve gözet.
Sana binlerce kez hamd olsun.

Filistin’e ithaf olunur.

Mayıs 2008 / İSTANBUL

O’nsuz neylersin..

Ya Rabb! Hamd olsun

Hayatımız aşkınla dolsun

Kalbimiz aşkına muhtaç

Aşkın kalbimize ilaç

Açtık ellerimizi kapındayız

En ufak nazarına muhtaç

Sen gözetmezsen halimiz harap

Görür olduk çöllerde serap

Hakk’a yönelmeden bulunur mu hakikat

Gel sen hakitatı tat

İstemezsin başka tat

Tattıranda Mevlamdır lezzet veren de “O”

O’nsuz neylersin sen

Dolaşırsan yanlış yollarda düşersin bitâp

Boşa gidersen olursun hoşluklardan

– – –

Ya Rabb! boşluklarımızı hoşluklarınla doldur

Ya Rabb! boşluklarımızı hoşluklarınla doldur

Ya Rabb! boşluklarımızı hoşluklarınla doldur

Doldur ki hoşlukların bizde tecelli etsin.

– – –

Yasin
Mayıs 08 / İst.

Biz bizi biliriz.

Ben ben dersin
Biz nedir bilmezsin
Sana derim ki; sorun benlik
Kaldır perdeleri kalmasın senlik
– – –

Biz bizi biliriz
Biz bizi severiz
Biz bize bakarız
Biz bizle akarız
BİZ BİRİZ
Hepimiz biriz
Kaldır perdeleri kalmasın senlik benlik
İşte o zaman başlar hakiki ŞENLİK

– – –
Yasin

Mayıs / 2008 – İstanbul

Sükût…

Sükût, sükût, sükût

Tâkat ister susmak

Bazen istersin acıyla anlatmak,

Bazende yakıp yıkmak

Zordur susmak

Bazen susabilmek, çölde susuzluğa dayanabilmek gibi zor olur

Yünek yanar kor olur

Ama hakkıyla susabilenler, şüphesiz ecirlerin en büyüğüne nail olur.

Yerli yersiz konuşanlardan elbet hesap sorulur

Rabbim bizi Hakk’ı konuşan ve Hakk için sükût edenlerden eylesin.

Yasin

Mayıs / 2008 – İstanbul