Başlangıçlar güzel oluyor, eğer ki geçmişte yoksa acı bir hatıra.Yoksa kalıplaşmış önyargılar, başlangıçlar hoşluk oluyor.Bazense öğrenişler acı oluyor bu hoşlukların yanıbaşında.Aslında sınırların çok önceden çizildiği bir dünyada kendimizce kocaman hayaller kuruyoruz.Her engel biraz daha yitirilen umut oluyor.Bunu aşmak, bendleri yıkmak bizim elimizde umudu sunan Rabb çünkü, O’nun bitmez tükenmez hazinesi bize az gelmez, gelemez.Ancak kıt aklımız ve kararmış kalbimizdir ışıkları karartan.Rabb’in gösterdiği istikamette, Rabb’in bahşettiği umut ile koşa koşa gitmek hoş olsa gerek.
Güzel yürekli bir dostun yazdığı söyle bir yazı vardı:
“Ben yürüyorum, inşallah başaracağım…
Zulmün karanlığına dost olmayı düşünmüyorum asla, düşünmeyeceğim…
biliyorum ki, Rabbim kişi ile kalbi arasındadır, insan ne isterse o verilir kendisine veya onun yolu açılır… ben yalnızca Rabbimin razı olacağı şeyler istiyorum ve bunun için gerekli olan, irade-kararlılık için yine Rabbime sığınmam gerekliliğinin bilinciyle yürüyeceğim…
Ben düşünüyorum, yürüyorum, başarının anahtarları Allah’a sığınmada, inşallah başaracağım…”[1]
Koşuşların Hakk’a (cc) olduğu, imanın kalpte barındığı, Resül’ün (sav) örnek alındığı vakitlerde mutluluğun zirveye ulaşması şaşılacak şey olmasa gerek.İnsana gereken Rabb tarafından sunulup yolu gösterilmiştir.
Nefsin dar dehlizlere çekişine dur deyip, ruhun gıdası olan maneviyatı bolca verebileceğimiz vakitler nede güzeldir.İnsan öyle lezzetlere erişir ki, kokuşmuşluğun içerisinde bocaladığı vakitlere hayret eder ve Rabbine bolca hamdedip gülümser.
Bu gülümseyiş ruhtadır, ruhun gülüşü şüphesiz en tatlı tebessümdür.
[1] uyeler.antoloji.com/yuruyebilmek
Yazan: mucize.net
1 aralık 2008
İstanbul