PEYGAMBERİMİZ(SAV) NASIL DUA EDERDİ?
Peygamberimiz (sav)’in Hikmetli Bir Duası
Kuran’da duanın şekli nasıl tarif ediliyor?Popularity: 3%
Peygamberimiz (sav)’in Hikmetli Bir Duası
Kuran’da duanın şekli nasıl tarif ediliyor?Popularity: 3%
İnsanın hayatı boyunca almış olduğu telkinler, zamanla hayatın akışı içerisindeki inanılmaz mucizeleri göz ardı etmesine neden olur. Bu yüzden birçok insan, dünyadaki olayların başıboş ve tesadüfi bir biçimde işlediğine zamanla kendisini inandırır. Aslında Allah’ın varlığına inanmıyor değildir, en azından bunu kesin olarak reddetmemektedir. Ancak dünya hayatının Allah’tan bağımsız olarak işlediğini, Allah’ın olayların akışına hiçbir müdahalesinin olmadığını düşünür. Allah’ı gerektiği gibi takdir edemeyen böyle bir insan, doğal olarak Allah’ın dualara icabet eden sıfatını da kavrayamaz. Dua etse bile. Allah’ın duasına icabet edeceğinden şüphe içindedir. Oysa mümin dua ettiği zaman Allah’ın kendisini işittiğini ve duasına her ne şekilde olursa olsun karşılık vereceğini bilir. Olayların başıboş ve tesadüfi bir biçimde değil, Allah’ın belirlediği kadere göre geliştiğinin, O’nun dilediği şekilde işlediğinin farkındadır. Bu nedenle, duasına karşılık görmemek gibi bir kuşkusu yoktur. Bu samimi ruh haliyle dua edenin duasını da Allah makbul görür ve kabul eder. Allah, Kuran’da şöyle buyurmaktadır: “Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186) Allah, bir başka ayette de “… sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden…” (Neml Suresi, 62) sıfatını bildirmektedir ki, bu da yine samimi duaların Allah katında mutlaka karşılık göreceğinin ifadesidir. Dolayısıyla, Allah’ın yardımından yana kuşkuya düşmeden, kabul olacağına kesin olarak iman ederek dua etmek gerekir. Allah kullarının kendisine yakın olmasını ister. Samimi bir ruh hali içinde Kendisinden istenenlere karşılık verir. İnsanı sadece bir su damlasından yaratan, yeryüzünü yoktan var eden Allah için, herhangi bir kişinin duasına karşılık vermek çok kolaydır. Yapılması gereken tek şey inançla ve sabırla istemektir. Dua konusunda belki de en büyük tehlike, kabul olmayacağı endişesiyle, dua etmekten vazgeçmektir. Bu, pek çok yönden hatalı, hatta cahilce bir tavırdır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, ayetlerde vurgulanan “duaya icabet” bir şeyin “aynen gerçekleşmesi” anlamına gelmeyebilir. İnsan, daha önce de belirttiğimiz gibi, bazen kendisi için zararlı olan bir şeyi Allah’tan talep ediyor olabilir. Kuran’da, “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.” (İsra Suresi, 11) ayeti ile bu duruma dikkat çekilmektedir. Allah insanların imanlarını, sabırlarını ve Kendisine olan güvenlerini denemek için dualarına farklı zamanlarda ya da farklı şekillerde de karşılık verebilir. Allah, kullarını olgunlaştırmak için vereceği nimetleri belirli bir hikmete göre belirli sürelerin sonunda da verebilir. Büyük İslam alimi Bediüzzaman’ın belirttiği gibi, Allah dua konusu olan şeyin daha azını verebilir, belki de mükafat olarak daha fazlasını verebilir, ya da yukarıda saydığımız nedenlerden ötürü hiç vermeyebilir. Ancak mümin, Allah’ın her ne olursa olsun dualarını bildiğini ve tüm bunlara en hayırlı gördüğü şekilde icabet edeceğini bilmeli ve Rabbimize tevekkül etmelidir. (Harun Yahya, Kuran’da Dua)
Kaynak = www.mercek.org
Popularity: 2%
Allah’ın Kuran’da tarif ettiği duada, kişi Allah’ın kendisini gördüğünü, duyduğunu kavramış, O’na saygı ve korkuyla boyun eğmiş ve O’nun önünde kulluğunu açıkça kabul etmiştir.
Duanın belli bir zamanı ve yeri yoktur. İnsan sokakta, otomobilde, okulda, işyerinde, kısacası her yerde dua edebilir. Önemli olan kişinin Allah’ın kendisine şah damarından daha yakın olduğunu unutmamasıdır. Dua insanı Allah’a yakınlaştıran çok değerli bir ibadettir. Çünkü Rabbimiz’in verdiği nimetler süreklidir, insanların bu nimetler karşısında dua ve bağışlanma dilemeleri de sürekli olmalıdır.
Kuran’da, bir ayette dikkatin daha kolay sağlanacağı, günlük uğraşların dışında kalan saatlere, yani geceye ve sabah namazı vaktinde duaya dikkat çekilmektedir. Ayette “…seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler” (Al-i İmran Suresi, 17) şeklinde tarif edilmekte ve dolayısıyla günün bu en erken saatinin önemi vurgulanmaktadır. Kuran’da seher vaktine ve geceye dikkat çekilmesinin çeşitli hikmetleri vardır. Samimi bir dua ve içten bağışlanma ile güne başlayan ve her an Allah’ı hatırlayan insan, akşama kadar geçireceği günün içindeki gelişmeleri de Kuran ayetleri ile değerlendirir. Allah’ın kendisini izlediğinin bilinci ile hareket eder. Allah, gece vaktinin, hareketli olan gündüze göre düşünme, okuma ve duaya daha elverişli olduğunu şöyle bildirmektedir:
”Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır. Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır. Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O’na yönel.” (Müzemmil Suresi, 6-8)
Gece duası gün içinde dünyevi uğraşlarla vakit geçiren insanın kendi kendine bir vicdan muhasebesi yapmasını sağlar. Dolayısıyla gece duası gün içinde yapılan hataların gözden geçirilmesine ve bu hatalardan dolayı tevbe edilmesine, bağışlanma dilenmesine ve günlük uğraşıların insan ruhunda yarattığı muhtemel olumsuzlukların giderilmesine bir vesiledir. (Harun Yahya, Kuran’da Dua)
Allah Her Duaya İcabet Eder İnsanlar
Allah’ın yardımından kuşkuya düşmeden, kabul olacağına kesin olarak iman ederek dua etmelidirler. Çünkü duaları kabul eden Rabbimiz Kuran’da şu şekilde bildirmiştir: “Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186)
Duanın kabul olmayacağı endişesiyle dua etmekten vazgeçmek Kuran ahlakına uygun bir davranış değildir. Bu, pek çok yönden hatalı, hatta cahilce bir tavırdır. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, ayetlerde vurgulanan “duaya icabet” bir şeyin “aynen gerçekleşmesi” anlamına gelmez. Çünkü insan, bazen kendisi için zararlı olan bir şeyi Allah’tan talep ediyor olabilir. “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.” (İsra Suresi, 11) ayeti, bize bu durumu açıklamaktadır. Duada istenilen şeyin geciktirilerek verilmesinin veya tamamen farklı bir şekilde icabet edilmesinin bir nedeni de Allah’ın insanlara olan rahmetindir.Allah herkesin ihtiyacını en iyi bilen, herşeyden haberdar olandır.
Popularity: 1%
Sonsuz merhamet, şefkat ve güç sahibi olan Yüce Rabbimiz, Kuran’da insanlara çok yakın olduğunu, Kendisi’ne dua ederek bir şey istediklerinde onların dualarına icabet edeceğini bildirir. Bu konuyla ilgili bir ayette şu şekilde buyrulmaktadır:

Popularity: 2%
Dua Rabbimizin Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi, müminlere çok büyük bir lütfudur. Çünkü insan Allaha dua ederek samimi imanını, sevgisini ve korkusunu ifade edebilir. Tek dost ve veli olarak Ona teslim olduğunu,
yalnızca Ondan medet umup Ondan yardım dilediğini gösterebilir.
Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, Birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder, Onun Kudret Eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir Kerim (ikram edici) Zat var, ona bakar, ünsiyet (arkadaşlık) eder. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir Zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah (huzur) duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp Elhamdülillahi Rabbil-alemin (Alemlerin Rabbine hamdolsun) der. (Mektubat, s.291)KAYNAK= www.mercek.org
Popularity: 2%
Son Yorumlar