ana sayfa > GENEL > Aşk nedir?

Aşk nedir?

Pazar, 24 Haz 2007 yorum ekle yorumlara git

Allah’in selami ve bereketi uzerinize olsun guzel kardeslerim;

Cok kisa bir surede bu sitede cok sey ogrendim sabri ogrendim duanun sirrini ogrendim.dua doslarim sizinle olan samimiyetime dayanaraktan sizlere birkac hatirlatmada bulunmak istiyorum insallah sizleri incitmem.Ben sizler icin ilahi ve beseri aski anlatan bir yazi yazacaktim ama arastirma yaparken bir yazi cok dikkatimi cekti buyuzden bende sizlere o yaziyi paylasmak istedim cunku abimiz gercekten cok guzel yorumlamis.

DIN ASKIDA ASIK OLANLARIDA SEVIYOR

O mecliste bulunanlardan biri diyordu ki; “Önümüzdeki hafta biz Sevgililer Günü’nü kutlayacağız. Sizinse böyle bir kaygınız yok. Çünkü İslam, Sevgililer Günü’nü reddettiği gibi insanların birbirlerini sevmelerine, âşık olmalarına da sıcak bakmıyor. Hatta evlenecek insanların dahi birbirlerini nikahtan önce görmelerini yasaklamış. Dolayısıyla böyle bir günün inançlarının emrettiği gibi yaşamaya çalışanlar için hiçbir anlamı yok”. Ben dilimin döndüğü kadar (bu konuda o zaman için pek döndüğünü söyleyemem) bir şeyler söylemeye çalıştım. Tasavvuf dedim, Allah aşkından sözettim. Ama doğrusu söylediklerim beni dahi tatmin etmedi. Sonrasında merak ettim ve araştırdım. Konunun uzmanlarıyla görüştüm, ilgili ayetleri ve hadisleri inceledim. Gördüm ki, o arkadaşım yanılıyor. İslam ne sevgiye karşı çıkıyor, ne de sevgiliye. Tasavvufta olduğu gibi sadece Allah aşkının değil, karşı cinsler arasındaki aşkın da kutsallığı vurgulanıyor. Hatta âşık olup da iffet ve namuslarını koruyanlar için İslam’daki en yüksek mertebe vaad ediliyor. Keşfu’l Hafâ’da yer alan bir Hadis—i Şerif’te deniyor ki; “Kim âşık olur da iffetini korur, halini gizler ve bu yüzden ölürse şehid olarak vefat eder”. İslam’da şehitlikten daha yüksek bir mertebe olmadığı dikkate alınırsa İslam’ın aşka ve âşıklara bakışının nasıl olduğu ortaya çıkıyor.

Aşk yok, muhabbet var

Kur’an—ı Kerim’de aşk sözcüğü yer almıyor. Sevgiyle ilgili ayetlerde daha çok hub, meveddet ve muhabbet kelimeleri kullanılıyor. Ancak kelime olarak olmasa bile anlam olarak Kur’an—ı Kerim’de aşk pek çok yerde geçiyor; “İman edenler Allah’ı daha şiddetle severler” (Bakara, 2/165). İslam alimleri de aşkı aşırı sevgi olarak tanımlamışlar. Zeliha’nın Hz. Yusuf’a duyduğu sevgi de (Yusuf Suresi, 12/30) aşkın tanımına uyuyor. Kur’an—ı Kerim’de bu sureye Ahsenül—Kasas (Hikayelerin en güzeli) denilmiş. Hz. Yusuf ile Züleyha’nın aşk macerası daha sonraki şairler için de esin kaynağı olmuş ve bu hikaye çerçevesinde mesneviler kaleme alınmış.

Muhabbet ise; “Maddi veya manevi haz veren bir şeye duyulan meyil, bir nesneye ya da şahsa ilgi göstermeye iten duygu” olarak tanımlanmış. Ancak kimi alimler buna da karşı çıkmış ve muhabbetin insani bir duygu olarak tanımının yapılmasının imkansız olduğunu söylemişler. İşte tanımlanamayan muhabbetin ileri boyutuna aşk denmiş. İkisi arasında nasıl bir sınır olduğu ise belirlenememiş. Zaten bu yüzden de İslam tarihinde aşk yerine muhabbet, muhabbet yerine de aşk terimleri kullanılmış.

Kur’an’daki bir çok ayette, Peygamber Efendimizin “Habibullah (Allah’ın sevgilisi) olarak anılması da İslam’ın aşka verdiği önemi göstermesi bakımından dikkat çekici olsa gerek. Sûfilere göre Allah’ın sevgiyle tecelli etmesinden âlem meydana gelmiştir. Bu görüşü benimseyenlere göre âlem aşktan yaratıldığı için her zerrede aşkın izini görmek mümkün.

Aşkla ilgili İslam tarihinde söylenmiş o kadar çok söz var ki, bunların hepsini yazmaya kalksak biz yazmaktan, siz de okumaktan bıkarsınız. Zaten bizim de İslam’ın aşk terminolojisinin tarihsel gelişimini izlemek gibi bir düşüncemiz yok. Kesin olan bir şey var: İslam ne aşka, ne de âşıklara kapıyı kapatmış. Aksine yaratıcısının aşk üzerine kurdum dediği tabiatta aşkın yaşatılmasını istemiş. Başlangıçta İslam alimleri aşk sözcüğünü kullanmaktan çekinse bile, İslam’ın ikinci yüzyılından itibaren aşk gerek kelime, gerekse anlam olarak İslamî terminolojideki yerini almış. Aşkın çeşitleri üzerine kafa yorulmuş. Aşkı kimileri iki alt başlıkta, kimileri ise beş alt başlıkta incelemiş. Aşk konusunda yazılan tasavvufi eserlerin en genişi olan Ahbarü’l Aşıkîn kitabının yazarı Ruzbihan—ı Bakli, aşkı; behimi (hayvani), tabii, ruhani, akli ve ilahi olarak beşe ayırmış.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslam Ansiklopedisi’nin aşk ile ilgili maddesinde Bakli’nin beşe ayırdığı aşk ile ilgili şunları yazmış: Behimi aşk ayyaş, günahkar ve aşağılık kimselerin tanıdıkları nefs—i emmarenin eseri olup aslında heva ve hevesten ibaret olan aşktır; şehveti ve nefsi arzuları tatmin etmeyi hedef alır. Makul ve meşru çerçevede olmayan behimi aşk kötü ve günahtır. Tabii aşk, unsurlardaki letafetten hasıl olan maddi ve cismani bir aşk olup aklın ve ilmin hakimiyetinde olmazsa kötüdür. Ruhani aşk seçkinlerde bulunan maddi ve manevi güzelliklere karşı duyulan aşktır. Böyle bir aşka tutulan kimse kendisini şehvetten korursa bu aşk onu arifler derecesine ulaştırabilir. Akli aşk ise melekût aleminde tecelli eden güzellikleri temaşadan hasıl olur. İlahi aşka buradan geçilir. İlahi aşk aşkların en yücesidir.

Bakli, aşkı beşe ayırmış olmasına rağmen İslami literatürde hakim olan düşünce aşkın iki çeşidi olduğu yönünde. Bunlardan birincisi ilahi aşk, ikincisi ise beşeri aşk. Yaygın görüşe göre aslolan ilahi aşktır. Beşeri aşk ise daha çok bir araçtır. Tasavvufçular, beşeri aşkı ilahi aşka götüren bir vasıta olarak görürler. Aşk üzerine yaratılan bu dünyada amaç yaratanı sevmektir. Yaratanın âşık olduğuna âşık olmaktır. Yine tasavvufta Peygamberimizin Allah’a âşık olduğu gibi, Allah’ın da resulüne aşık olduğu düşüncesi yaygın olduğu için, insanların beşeri aşklar yerine ilahi aşka yönelmeleri tavsiye edilmiş.

Mutasavvıfların aşka bu kadar önem vermelerinin nedeni akılla Allah’a ulaşmanın mümkün olamayacağını savunmalarıydı. Onlara göre Allah’a varmak ancak aşkla mümkün olabilirdi. Mevlânâ da aklın dünyevi işlerdeki fonksiyonunun öbür dünya ile ilgili durumlarda yeterli olmadığını söylemiş. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlilerinden Prof. Dr. Mustafa Kara’ya göre insani aşk güzel ama asli hedef değil; “Hedef, bu temeller üzerinde yükselecek abide ile birlikte ballar balını aramaktır. Hedef, bu insani aşkın sağladığı gönül devleti ile kalb dünyamızın imkanlarını genişletmek ve geliştirmektir. Hedef, tam kapasite ile çalışan bir gönülle gönüller sultanına doğru kanatlanıp uçmaktır. Esas yiğitlik, insani aşkı ilahi aşka dönüştürebilmektir.”

İnsanlar birbirine âşık olabilir

Prof. Dr. Kara esas yiğitliğin insani aşkı ilahi âşka dönüştürmek olduğunu söylerken, önemli bir gerçeğe daha dikkat çekiyor. Evet insani aşk vardır ve önemlidir. Yine Kara’nın söyledikleri yıllardır devam eden bir tartışmadan ipuçları veriyor. İslam alimleri beşeri aşk ile ilahi aşk arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği hususunda hiç bir zaman tam bir mutabakat içinde olmamışlar. Ağırlıklı görüş beşeri aşkın bir araç olduğu yönünde iken, önemli sayıda din bilgini de bütün beşeri aşkların ilahi aşka gitmesi gerekmediğini, beşeri aşkın da başlı başına bir olgu olarak kabul edilmesi gerektiğini söylemişler. Prof. Dr. Süleyman Uludağ da beşeri aşkın sadece bir araç olmadığını düşünenlerden; “Pek çok aşk hikayesi vardır ki, ilahi aşka ulaşmadan noktalanmıştır. Tabii ki beşeri aşktan ilahi aşka geçişlerin yaşandığı aşklar da olmuştur. Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’unda anlatılan aşk böyledir. Mutasavvıflara göre aslolan ilahi aşktır. Ama ilahi aşka yabancı olanların beşeri aşkı yaşamaları, aşkı yaşamamalarından daha iyidir. Zira beşeri aşkı yaşayanlar ilahi aşk alanında daha kolay mesafe kaydederler. Onun için mürit olmak maksadıyla dergaha gelen tâlibe şeyhin ilk sorusu; ‘Hiç âşık oldun mu’ olur. Talibin cevabı hayır olursa bu defa şeyh ona der ki; “Var, git âşık ol da öyle gel’.” Muhiddin—i Arabi ise aşkı tabii, ruhi ve ilahi olarak üçe ayırmış ve şöyle demiştir; “Mecazi aşk, hakiki aşka giden yolda bir deneyiş, belki bir duraktır. Hakiki aşka erişmek için mecazi aşk şart değildir. Ama olursa da kötü karşılanmaz.”

Âşıktır, hoşgörü ister

Kur’an—ı Kerim’de beşeri aşka tamamiyle insani ve doğal bir olay olarak bakılmış, dini ve ahlaki kuralların ihlal edilmediği aşk kötülenmemiş, aksine tutkun ve sevdalı oldukları halde iffet ve namuslarını koruma başarısını gösterenler takdir edilip örnek kişiler olarak gösterilmiş. Beşeri aşka tamamen insani ölçülerle yaklaşıldığı için de âşık olmak, sevdalanmak, birine vurulmak insanın iradesi dışında gelişen bir duygu olarak kabul edilmiş. Bu yüzden âşıklara mecnun ya da divane denilmiş. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Ebu Davut’un naklettiği bir hadisinde “Senin bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır eder” diyerek, aşıkın içinde bulunduğu ruh halini anlatmış. Yine Kur’an—ı Kerim’de yer alan bir ayette (Âl—i İmran 14); “Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir” denilerek kadınlara ilgi duymanın, onları sevmenin hiçbir sakıncası olmadığı anlatılmış. Bir başka hadiste (Nesai— İşretünnisa) “Kadınlardan sonra Allah resulüne en sevgili olan şey atlardır” buyrulmuş. Yine Nesai İşretünnisa’da yer alan bir hadise göre Peygamber Efendimiz, “Dünyada bana kadın ve güzel koku sevdirildi. Asıl gözümün aydınlığı ise namazdır” diyerek, karşı cinse olan duygunun, ne kadar insani olduğunu göstermiş.

Beşeri aşka karşı çıkanların dahi reddedemedikleri şey, hiçbir yerde bu aşkın yasak olduğuna dair bir hükmün bulunmaması. Ancak tabii ki kastettiğimiz aşk meşru zemin içinde yaşanacak. Cinsellikten arındırılmış, tamamen hissi duygularla yaşanan aşktan sözediyoruz. Birincisi Bakli’nin dediği gibi hayvani aşka giriyor ki, bu kesinlikle yasak. Cinsellikten arındırılmış bir aşka ise din şehitlik mertebesini dahi açık bırakıyor.

Aşkın edebiyatı

Aşkı keşfeden ve tartışan sadece İslam alimleri olmamış. Şairler ve yazarlar da aşk üzerine şiirler, denemeler yazmışlar. İslam edebiyatına baktığımız zaman, özellikle şiirin neredeyse tamamen aşk teması üzerine kurulmuş olduğunu görüyoruz. İslam edebiyatında aşkın zirveye çıkışı ise divan edebiyatı ile olmuş. Prof. Dr. İskender Pala divan edebiyatının baştan sona aşkın beyanıyla dolu olduğunu ve aşk konusunda söylenmemiş bir söz bırakılmadığını söylerken klasik edebiyatımızın aşka verdiği önemi anlatıyor. Pala’ya göre divan edebiyatında her türlü aşk vardı. Tabii aşktan ilahi aşka, mecazi aşktan ruhani aşka, platonik aşktan bedensel aşka bütün aşklar anlatılmış. Her aşk kendi şairini çıkarmış.

Platonik aşk Fuzuli ile zirveye çıkmış. Fuzuli’ye göre vuslata erişmeyen aşk en güzel aşktı. O, aşkında istiğna sahibiydi ve sevgiliye yük olmak istemezdi. Bu nedenle de sevgiliden ne iyilik, ne iltifat beklerdi. Almadan vermek, kazanmadan kaybetmek taraftarıydı. Kaleme aldığı Leyla ile Mecnun mesnevisinde de ilahi aşka giden yolu göstermiş. Fuzuli’nin şu itirafı Divan şairlerinin platonik aşk konusundaki genel düşüncesini göstermesi bakımından dikkat çekici olsa gerek; “İlim tahsil ederek yüksek mevki elde etmek, ancak olmayan bir hayal imiş. Âlemde her ne varsa aşk imiş; ilim, sadece kuru laftan ibaretmiş.

Tasavvufi aşkın temsilcisi ise Şeyh Galib. Şeyh Galib, tasavvufi aşka dair başlıbaşına bir şaheser olan eseri, Hüsn—ü Aşk’ı yazmış. İlk bakışta beşeri bir aşkın hikayesi olarak kabul edilebilecek bir mahiyet gösteren bu mesnevi, aslında Hüsün ve Aşk’ın sufiyane güzellik terakkilerini anlatan tasavvufi bir aşk hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.

Ve beşeri aşk. Divan edebiyatında beşeri aşkı en çok Nedim konu etmiş. Nedim Fuzuli’nin aksine beşeri aşkın üzüntü ve elemleri yerine neşe ve sürurunu terennüm etmiş. Hicran, üzüntü ve elem, Fuzuli’nin hislerini ulvileştirerek beşeri aşkın üzerine çıkarırken; aşkın zevkini ve neşesini bizzat tatmak ve yaşamak isteyen Nedim, beşeri zevkler peşinde koşan bir âşık olmuştur. Nedim’in şiirlerinde ayrılık, hasret çekmek yoktur. O sevgiliden ayrı kalmayı asla istemez, sevgisiz kalmaya tahammül edemezdi.

Aşkı keşfetmedik, zaten vardı

İslam aşkı yasaklamamış derken, Amerika’yı yeniden keşetmedik. Zaten varolan bir gerçeği, yeniden hatırlatmak babında kaleme almaya çalıştığımız ve herkesin uzman olduğu bu konuda elbetteki pek çok hata yapmışızdır. Başta dediğim gibi hasbelkader eleştirilerin muhatabı ben olmuştum ve yine hasbelkader, İslamdaki insani aşkı yazmak bana düştü. İşin özü şu. Evet 14 Şubat Sevgililer Günü’nü başta söylediğim eleştiriye muhatap olanlar kutlamadı. Tüketim toplumunun daha çok para kazanmak adına popüler yaptığı günlere sıkıştırılan sevginin, sevgilinin onlara göre bir anlamı yok. Aslolan gerçek sevgi. Gerçek aşk. Zamana sığdırılan, sembolleştirilen değil, hayatın içinde olan ve günlük yaşantımızın değil, bütün ömrümüzün besin kaynağı olan aşk. Hem ilahi aşk, hem de beşeri aşk. İkisi de makbul. Yeter ki, aşk olsun…

NOKTA. Diyorlar ki, İslam nire, aşk nire.

İKİ NOKTA. Cevap İslam alimlerinden geliyor; “İslam’da ilahi aşk da vardır beşeri aşk da. Amaç ilahi aşka ulaşmaktır. Ancak bütün beşeri aşkların da ilahi aşkla neticelenmesi gerekmiyor.”

ÜÇ NOKTA… Ben de diyorum ki, “Aşk İslamın içinde.”

Osman İridağ
(Aksiyon)

Evet guzel kardeslerim abimiz gercekten anlasilir bir dille yazmis ama size tekrar sunu soylemek istiyorum Keşfu’l Hafâ’da yer alan bir Hadis—i Şerif’te deniyor ki; “Kim âşık olur da iffetini korur, halini gizler ve bu yüzden ölürse şehid olarak vefat eder”.

Guzel kardeslerim insallah Rabbim hepimize sehitlik mertebesini uygun gorur.belki kimi kardeslerim bu yaziyi okudugunda uzuleceklerdir.inanin guzel kardeslerim size bunu soylemeyecektim ama okadar guzel yureginiz varki ben hatirlatmami yapmak istedim.biliyorum gercekten cokzor hani boyle bir olay basinizda gecince mutlaka birilerine anlatip rahatlamak veya duada bulunmak azda olsa sizi rahatlatacaktir.Bakin guzel kardeslerim soyle yapalim herkimin boyle bir sikintiyla karsilasirsa o sir sadece Allah ve kendi arasinda kalsin egerki kardesimiz dayanamiyorsa dua istesin ki zaten dua istemesi dahi yeterli cunku kalplerde olani Allah biliyor buyuzden soylemenize gerek yok bence.guzel kardeslerim hep aklimda ve dualarimdasiniz. insallah Rabbim bizlereilahi aski nasip eder. SELAM VE DUAYLA…

Bu yazıyı bizlere Ayşe kardeşimiz ulaştırmış olup Rabbim ondan her daim razı olsun.

Popularity: 2%

Categories: GENEL Tags:
  1. KADİR BABA
    Çarşamba, 27 Haz 2007 zamanında 18:36 | #1

    KAİNATI,İLAHİ SEVGİSİ VE RAHMETİ İLE YARATMIŞ ALLAH.
    HER TÜRLÜ SEVGİDE ONA ULAŞAN BİR YOL VAR MUTLAKA.SEN YOLLARI TAKİP ET,ULAŞCAĞIN NOKTA ODUR.
    ALLAH.(C.C)

  2. afrıkalı
    Çarşamba, 11 Tem 2007 zamanında 00:59 | #2

    İLAHİ AŞK İRŞAT SIRRUH MARİFET İLMİDİR
    kıtabından başlık . AŞK ALLAHTIR .
    SN. HANİFE CEYLAN

  3. KADİR BABA
    Pazar, 26 Ağu 2007 zamanında 13:55 | #3

    Bir tövbede en zelil kulunu bile evliya mertebesine yükselten o ilah,yarattığı her zerreyi şevkati ile kuşatan o ilah,nasıl kendisine ait olan sevgiye hoşgörü ile bakmaz.Mümkünmüdür.

  4. Çarşamba, 19 Eyl 2007 zamanında 02:48 | #4

    gercekten oldukca anlasılır, faydalı bir yazı olmuş.
    yüreğinize saglık

  5. veysel güneş
    Perşembe, 13 Ara 2007 zamanında 15:56 | #5

    ben bu yazıdan 5,5 sayfa özet çıkardım anlamasını bilen insan için çok şey yazıyor işki anlayasın.
    Fuzuli:Öyle serbesttem ki israk etmezem dünya nedir=AŞK

  6. mavera
    Perşembe, 28 Şub 2008 zamanında 20:28 | #6

    allah razı olsun… aşkı tanımıyorum nasip olmadı henüz beşerisini de ilahisini de tatmak… ödev olarak ta sununm yapmak için aşk konusunu seçtim sebebini bilmiyorum… çok sağolun ödevime ve hayatıma yön verecek yazınız.

  7. seher
    Çarşamba, 19 Mar 2008 zamanında 14:46 | #7

    mevlanaya aşk nedir diye sormuşlar ben olda bil demiş…. en güzele sevdalanabilmek duasi ile…………….

  8. mehmet
    Cumartesi, 10 May 2008 zamanında 09:38 | #8

    Peki böyle durumlarda nasıl dua etmek gerekir. Şimdi yanlış şeyler allahın karşısında telaffuz etmek olmaz. Ne diye dua edebilirim hep düşünüyorum ama mantıklı bir şey bulamaıyorum sizlerin yorumu nedir?

  9. musab
    Pazar, 22 Haz 2008 zamanında 22:00 | #9

    herşey tamda düşündüğüm gibi. sağol kardeşim bi türlü leyla ile mecnunun aşkını tarif edemiyordum ve kimseye anlatamıyordum bu yazıyı okuduktan sonra bişiler değişti.ben inanıyorum ki ruhani aşk bir gün ilahi aşka dönüşecektir.Ne demiş Yunus Emre :
    “Yaradılanı severim, Yaradandan ötürü ”
    işte böyle

  10. medetyarab
    Salı, 05 Ağu 2008 zamanında 23:25 | #10

    yazmak kolaydır okumakta kolaydır yaşamadığını..rabbim hiç kimseye böyle bir dert vermesin..

    Yarim Yarim

    İşte gidiyorum yalan dünyadan
    Vuslata ermeden sana doymadan
    Dua et koşarak gelip arkamdan
    Kabrimde göz yaşı dök yarim yarim

    Bilmedim ne yaptım neydi ki suçum
    Ağlarken göz yaşı dolar avucum
    Mezarda bekliyor seni baş ucum
    Seneden seneye gel yarim yarim

    Bir acı kalbimin orda bir yerde
    Dinmiyor sızısı çok derinlerde
    Unuttun sormadın acep ne halde
    Aklına düşersem sor yarim yarim

    Ne idim ne oldum halim perişan
    Gözümden gitmiyor suretin bir an
    Gün olur gelip te beni ararsan
    Mezarlık adresim bil yarim yarim

    HEPKAHIR 22/02/2007

    işte bu iş böyle sıkıntılı bir iş..başına gelen bilir vesselam

  11. Bahar
    Pazar, 19 Eki 2008 zamanında 16:42 | #11

    bu bilgeleri burada koydigniz ichin chok teshekur ederim.. ben biriseni chook sevyorum hemde hich onu görmeden..ama oysa beni hich bir zaman sevmedi ve sevmicek.. ben onu onutmak istiyordum ama yapamiyorum.. sonra onu sevdigim ichin chok uzulyordum..sevmek gunahmidir diye kendime soryordum..ama bunlari okunca ichim biraz olsun rahatliga koweshti… acaba bende bir gun sevdegim insanin sevgesini kazanip ona kowshabilermim??

  12. Abdullah
    Pazartesi, 15 Ara 2008 zamanında 20:30 | #12

    Güzel bir yazı olmuş,istifade ettim Allah razı olsun.Fakat bir nokta dikkatimi çekti.Al-i imran suresi 14. ayetin devamında ”Bunlar dünya hayatının nimetleridirler.Dönüş yerinin en güzeli Allah katındadır.”buyuruyor.Burda bu güzelliklerin dünya hayatının geçici bir metaı olduğu vurgulanmıştır.Yoksa kadına,atlara,altınlara olan aşırı sevgi övülmemiş ve bunların yerine cennet hayatı hedef gösterilmiştir.Fakat tabiki de bu güzelliklerin helal dairede olanından istifade etmede bir günah yoktur.Allah herşeyin en iyisini bilendir.

  13. aşkyanmaktır
    Cumartesi, 25 Tem 2009 zamanında 20:57 | #13

    sevgili kardeşlerim aşktan uzak kaldım bayazamandır belkide dogdum dogalı ilk kez, aşk ateş imiş,eline alanıda yüreginde tutanıda yakar imiş ve kendinden başka hicbirşey bırakmaz imiş kül olana dek.kül olmaktan korkanlar girmesin bu yola ,kalbin aklı yok buyolda aklınsa hic aklı yok aşk ı yaradana hamdolsun .

  14. yunus emre
    Perşembe, 20 Ağu 2009 zamanında 02:48 | #14

    Aşk ve sevgi Allah’ın ta kendisidir,eğer bazı insanlar Allah’ın ruhunu taşıdıkları için Allah’ın karekterini sergiliyorlarsa onlara aşık olursunuz,tabi ki sizdede ruh olduğundan onun hallerini görüyorsunuz,tahminen aynı seviyede olmanız gerekli güzelliğini görebilmeniz için.

    Secde 9: Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Eğer kim Allah aşkına yani tek sevgi ve Aşkın ve hayranlığın kaynağına,”ruhumu sana eriştirip bende ermiş evliyalarından olmak istiyorum” derse Allah ona birkaç ayda öğretir aşkın ne olduğunu…Kuran i kerimin tamamı bu dua üzerine inşa edilmiştir diyebiliriz. En büyük aşık Hz Muhammedin ilimiyle

    Eğer Allahı sevmiyor ve ondan hoşlanmıyorsanız,kılınan namaz işe yaramaz işte ayeti
    Kehf 105:
    İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

  15. zeynep
    Cumartesi, 24 Eki 2009 zamanında 02:42 | #15

    yazanlardan allah razı olsun ..ben aşık olmamak için dua ediyorum allah tan başka hiç kimseye..

  16. tugba
    Cuma, 19 Şub 2010 zamanında 14:33 | #16

    ben birine aşık olmuştum yıllar önce ama hep içimde gizlemiştim sebebi allah aşkı varken beşeri aşkın olmaması gerektigi idi yani bana yanlış görünüyodu bu yazıyı okuduktan sonra yanlış birşey yapmadıgımı anladım sonuçta elimde degil teşekkür ediyorum bu makale ile beni aydnlattıgınız için…

  17. yagmur
    Salı, 16 Mar 2010 zamanında 13:42 | #17

    rabbim razı olsun yazınız için.
    takıldığım bi nokta var rabbimden başkasına aşk duymak istemiyoruz hepimiz elbette ama unutmayalım ki rabbe yönelmek onu bulmak için bi adım atmak o yola çıkmak için bi vesile gerekmez mi dilerim ilahi aşkı içinde rab aşkı olanla bulalım

  1. şimdilik geri bağlantı yok


dualar I evden eve nakliyat

sinerji notebook servisi Dua dostluğu + Dua-dualar + dua dostluğu
Religion Blogs
Religion online