En guzel duaları paylaşmak icin >->-> Dua Dostluğu - Dualar .

Rabb’e yöneliş

her şey inanmakla başlar

Temmuz, 2008 Arşivleri

Posta Kutusundaki Mızıka / Ali Ural

Sevgili Dost!

Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?

Ali Ural / Posta Kutusundaki Mızıka

kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=39726

1 Yorum

Dost arayabilmek (Mehmet SOYSAL)

Sadece; kavgalarını sanatlaştırmasını becerebilen enteresan bir millet haline nasıl getirildiğimiz günden beri, hesaplaşmalar bu topraklarda hiç bitmiyor…
Kimse kimseye güvenmiyor!
Ve sevemiyor!
Kendinden başka kimseyi beğenemiyor…
Neden?
Paylaşılamayan şeyin adı nedir?
İktidar…
Baba ile oğlu dahi birbirine düşüren bu hastalığın salgın hâle gelişi ve her geçen gün daha acımasız ve merhametsiz oluşu yeni değil!
Bize kalan acı bir miras, yemekle bitmiyor…
*
‘Yönetme’ hastalığına bulaşanların hâllerine bakıldığında, kendilerini dahi yönetmekten aciz olduğu görülüyor…
Kapıların ardında geçen ömürlerin muhasebesini daima kabre gireceği güne erteleyenler, şeytanlara yoldaş olduklarının farkında bile değil!
Ve aynı güneşten ve altına düşen aynı gölgeden istifade ederken dahi kavga edebilecek kadar merhametten uzak bu kadar insanı, şehit kanıyla sulanan, bu topraklara kim getirdi?
İnsan; merak ediyor…
Dervişler dahi bir diğer derviş kardeşinden artık hesap soruyor.
*
Sükunet içerisinde yaşayanlar ağlıyor…
Yüreklerden kan sızıyor…
“İstikbal” aranmakla bulunmuyor…
Hayatlarını ikiyüzlü kalabalıkların alkış seslerine adayanlar, aynı ellerin dün çılgınlar gibi başkalarını alkışladıklarını unutuyor!
Bilmiyorlar ki, insan bu, bugün övüyor, yarın sövüyor!
*
Birbirlerine; bir dosta merhamet eder gibi, merhamet edip, birbirlerinin yüreklerine sığınarak korkusuz yaşayabilmek gerekiyor… Ne acı ki, ‘yalan dünya’ yı kimse ne kalbinden ve ne de aklından söküp atamıyor…
Ve haliyle insan; iktidar denilen oyuncağın acımasız ve vazgeçilmez bir ‘oyuncusu’ oluyor!
‘İstikbal’ aramaktan vazgeçip, ‘dost’ arayıp ve sayılarını çoğaltmak gerek!.. Eve dönerken; ‘bir dost bulamadım yine akşam oldu’ şarkısını her akşam söylemekten yorulmadıysak…

08 Temmuz 2008 Salı

Mehmet SOYSAL

Kaynak : turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?ID=380908

1 Yorum

Dost dediğin…

Hani sözler verilir ve kocaman, kocaman laflar edilir.
Ama akıbet gecikmez fani dünya nede olsa dostluklarda genelde fanidir.
İstisnalar olur elbet, şeklen sevmekten ziyade kalpten sevip bağlanmak er kişilere mahsus olsa gerek.
Erlik bir cinsiyet ayrımı değil yürek işidir.
Sapsağlam umman gibi kuşatıcı bir yürek konmuşsa vücuda, şüphesiz bahtiyardır ona sahip olan.
Sırf Allah rızası için dostunu sevip, en sıcak yerinde muhafaza eden ahirette en zorlu anda koşup gelirmiş Rabbinin izniyle.
Düşsem , eriyip tütsem beni kucaklıyacak bir dost bulabilir miyim?
Gömülsem karanlıklara, ağlasam umutsuzluklara umut ışığım olacak bir dost görebilir miyim?
Er olup Rabbe erişme sevdasıyla tutuşabilir miyim?
Erlik edipte hakiki bir dost olabilir miyim?

Yasin
Temmuz 2008 / İstanbul

4 Yorum

« Önceki Sayfa