En guzel duaları paylaşmak icin >->-> Dua Dostluğu - Dualar .

dualar

her şey inanmakla başlar

Kasım, 2007 Arşivleri

Peygamberimizin (sav) yatma şekli.

YATMA ŞEKLİ

Yatağa yatma halinde, hem sağ taraf üzerine yatmaya ve hem de kıbleye arka dönmemeye ve ayaklarımızı uzatmamaya dikkat etmeliyiz.

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yatağında uzandığı zaman sağ tarafı üzerine yattığı ve sağ elini sağ yanağının altına koyduğu ; yatağının cenazenin kabre konulduğu üzere serildiği ;
yatacağı zaman da “Allahümme bismike emûtü ve ahya = Allahım! Senin isminle öleceğim ve dirileceğim.”,
uyandığı zaman da “Elhamdülillahillezi ahyana be’de ma ematena ve ileyhinnuşûr = Öldükten sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun. Son gidiş de ancak O’nadır.” dualarını okuduğu ve bu şekilde yatılıp kalkınmasını emrettiği sahih hadislerde rivayet edilmektedir.

Ayrıca yüzüstü yatmak doğru değildir. Bu şekilde uyuyan kimseyi gören Efendimiz (S.A.V.), “Bu yatış şekli Allah Teâlâ’nın gazap ettiği bir yatış şeklidir.” buyurarak o kimseyi uyandırmıştır.

Kaynak: tereke.org

Popülerlik: 2% []

2 Yorum

Doğuda bir baba vardı. (Sezai Karakoç)

Doğuda bir baba vardı
Batı gelmeden önce
Onun oğulları batıya vardı

Batılılar !
Bilmeden
Altı oğlunu yuttuğunuz
Bir babanın yedinci oğluyum ben
Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden
Babam öldü acılarından kardeşlerimin
Ruhunu üzmek istemem babamın
Gömün beni değiştirmeden
Doğulu olarak ölmek istiyorum ben
Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :
Karşınızdakini değiştirmek
Beni öldürseniz de çıkmam buradan
Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki
Fakat değişmeyecek ruhum
Onu kandırmak için boşuna dil döktüler
Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler
O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı
Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı
O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı
Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı

Masal - Sezai Karakoç

Popülerlik: 1% []

1 Yorum

Düşmanlarımızı güldürmeyelim… (Mehmet Talu)

Düşmanlarımızı güldürmeyelim     
Mehmet Talu 
Adalet, kardeşlik, barış ve merhamet devri olan Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin asrı uzaklarda kaldıkça, insanlar arasındaki iyi ilişkiler zayıflamaya, toplumu ayakta tutan yüksek değerler fazla itibar görmemeye başlamıştır. Hareket noktası olarak aldığımız bu devirden sonra başlayan bozulma bazan yavaş, bazan hızlı bir tempo ile, adeta zikzaklar çizerek devam edegelmiştir. 21. asrın şu yıllarında ise bozulma ve yüksek değerlere saygısızlık daha da hız kazanarak en tehlikeli bir durum arzetmeye başlamıştır. Bu korkunç manzara tesir alanını o kadar genişletmiştir ki, Ziya Paşa’nın da:

“Bir katre içen çeşme-i pürhüni fenadan,

Başın alamaz bir daha bârân-ı beladan.

Asude olam dersen eğer, gelme cihana,

Meydana düşen kurtulamaz senk-i kazadan.”

işaret ettiği gibi, hayatta olan hiçbir fert, zümre veya sınıf böyle bir tehlikeden uzakta olduğunu iddia edemez hale gelmiştir.

Öyle değil mi ki?..

Dün; din kardeşini, kan kardeşinden üstün gören, ona elinde ne varsa eşit bir şekilde paylaşmayı teklif eden kimselerin yerinde bugün “meşru veya gayrı meşru” olduğuna bakmaksızın vatandaşının elindeki varlığı kendi varlığına katmayı, hayali ihracat yapmayı bir açıkgözlülük sayanlar yer almakta.

Dün; ALLAH Teâlâ yolunda savaşırken yara alan ve bu yaranın tesiriyle şehadet şerbetini içmek üzereyken, kendisine sunulan bir yudum suyu yanındaki din kardeşine vermek isteyen kimselerin yerini bugün bir birini caniyane bir şekilde kurşunlayan kimseler almıştır.

Düşman sadece topla, tüfekle mi gelir? Bu millet, Yunan İzmir’e çıkarken; Sovyetler Kars’ı, Ardahan’ı isterken bu kadar yaygın tehlike altında değildi. Nasıl mı? Yunanla savaşta Mehmetçik cephede savaşırken babası, kocası cephede vuruşan kız, gelin vatanın hariminde öz namus emniyetiyle yaşayabiliyordu. Sovyet tehdidinde ordumuz tetikte beklerken, bu milletin harmanı teminat altında idi.

Ya şimdi? Bankaları, fabrikaları, sokağı, çarşıyı, pazarı polisle; jandarmayla koruyamaz olduk!.. Mübalağa var mı bu sözde?

Karakolları kimler basıyor? Vatanın sınırında ve hatta hariminde Mehmetçiği arkadan şehid eden kim?

Teşhisi düzeltelim. Bir çılgınlık değil bu. Düpedüz hainlik. Düşmanı artık iyi tanıyalım. Düşman, perdenin arkasındadır. Silahı da, aramızdaki gruplaşmalar, hizipleşmeler, dalaşmalardır. Yeter artık!.. Bu silahı, düşmanın elinden çekip alalım!..

Biz, önümüze atılan yemlere kanıp, oltaya takıldıkça maskeli düşman basiretsizliğimize, düşüncesizliğimize kasıla kasıla gülüyor.

Benim doğu halkıma “Kürt” diyor; “Etnik gurup” diyor, devlete karşı tavır aldırıyor. Bunu başarıp, kasıla kasıla gülüyor. Düşüncesizliğimizle alay ediyor!

Çalışanıma “Proleter” diyor; “ezilen” diyor; greve, işgale, boykota sürüklüyor. Bunu başarıp kasıla kasıla gülüyor. Düşüncesizliğimizle alay ediyor!..

Okuyanlarımıza “devrimci” diyor; “etkin güç” diyor, O’nu “düzen değiştirmeye yetkili” olduğuna inandırıyor; sokağa döküyor; okumaz- yazmaz; otorite-disiplin tanımaz bir güruh haline getirmeyi planlıyor. Bunu başarıp kasıla kasıla gülüyor. Düşüncesizliğimizle alay ediyor!..

Ey akıl, ey feraset!.. Dondurulduğun yerden kalk!.. Bütün dünyada oynayan, aynı oyundur!.. İbret denilen şey, akıl içindir!..

Kaynak: itibarhaber.com

Popülerlik: 1% []

Yorum Yok

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »