arşiv

0, 2006 için arşiv

BiR TEBESSÜM HiKAYESi

Pazartesi, 14 Ağu 2006 11 yorum

Küçük kiz,hüzünlü bir yabanciya gülümsedi. Bu gülümseme adamin
kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava icinde yakin
geçmiste kendisine yardim eden bir dosta tesekkür etmedigini
hatirladi.Hemen bir not yazdi,yolladi.

Arkadasi bu tesekkürden o kadar keyiflendi ki,her ögle yemek yedigi
lokantada garson kiza yüklü bir bahsis birakti. Garson kiz ilk defa
böyle bir bahsis aliyordu.Aksam eve giderken,kazandigi paranin bir
parçasini her zaman köse basinda oturan fakir adamin sapkasina
birakti.

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki…iki gündür bogazindan asagi
lokma geçmemisti. Karnini ilk defa doyurduktan sonra,bir apartman
bodrumundaki tek odasinin yolunu islik çalarak tuttu. Öyle neseliydi
ki, bir saçak altinda titreyen köpek yavrusunu görünce,kucagina
aliverdi.

Küçük köpek gecenin sogugundan kurtuldugu için mutluydu. Sicak odada
sabaha kadar kosusturdu.Gece yarisindan sonra apartmani dumanlar
sardi.Bir yangin basliyordu.Dumani koklayan köpek öyle bir havlamaya
basladi ki,önce fakir adam uyandi, sonra bütün apartman halki…

Anneler,babalar dumandan bogulmak üzere olan yavrularini kucaklayip,
ölümden kurtardilar…

Bütün bunlarin hepsi,bes kurusluk bile maliyeti olmayan bir
tebessümün sonucuydu.

MUTLU BiR GÜLÜMSEYiSiN YERiNi HiÇ BiR TATLI SÖZ TUTAMAZ

Popularity: 2%

Categories: GENEL Tags:

ÇOCUK, BABA ve İLETİŞİM SORUNLARI

Pazartesi, 14 Ağu 2006 19 yorum

İşten yorgun argın eve gelen ailenin babası ayaklarını uzatmış tam rahatlarken oğlu yanına gelmiş.

-Babacığım sen saatte ne kadar para kazanıyorsun?

-Bundan sana ne?

-Lütfen baba…

-Saatte 20 YTL’ye geliyor.
Ne yapacaksın?

-Bana 10 YTL verirmisin?

Baba oğluna 10 YTL’yi verince, çocuk cebindeki 10 YTL’yi buna eklemiş ve babasına iade etmiş.Ve babasına sormuş.

-Seni çok özledim. 1 saatini alabilir miyim?

Popularity: 3%

Categories: GENEL Tags:

Bir öğretmenin feryadı.

Pazartesi, 14 Ağu 2006 14 yorum

Aşağıdaki mektubun yazarı bir öğretmen… Ancak, adını ve nerede çalıştığını gizlemek zorunda kalmış; tahmin edebileceğiniz nedenlerle…

Mektup, aşağıdaki haliyle bir üniversitemizin “Öğretmenler Günü” toplantısında da okunmuş,
gözyaşlarıyla…

Merhaba!

İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyorum.Çalıştığım okul, çoğunluğu Anadolu’nun en ücra köylerinden gelip yerleşen (yerleşemeyen) insanların oturduğu bir çevrede.
Etrafımız gecekondu mahalleri. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var.
İstanbul’un pek çok yerinde artık görmeye alıştığımız bir manzara var aslında burada da. Sözünü ettiğim yerleşim yerinin 5 dakikalık mesafesinde modern bir alışveriş merkezi var!

BUNLARIN HEPSI GERÇEK:

Biliyor musunuz, bu yıl lise1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir öğrenci var.

Biliyor musunuz, bir öğrenci okula “satır” getirmekten uzaklaştırma cezası aldı.

Biliyor musunuz, iki hafta önce okulun önünde çıkan bir kavgada bir öğrencimin boynu döner bıçağı ile kesildi; 28 dikiş atıldı. (Çok şükür şah damarına gelmedi)

Biliyor musunuz, bu çevrede kimse kışın akşam beşten sonra sokakta yalnız yürümüyor.

Biliyor musunuz, geçtiğimiz hafta, bebek bekleyen müdür yardımcımız bir öğrenci tarafından karnı tekmelenmekle tehdit edildi.

Biliyor musunuz, dışarıdan elini kolunu sallaya sallaya giren bir adam, kendisini dışarı çıkarmaya çalışan kat nöbetçisi bayan öğretmeni bıçakla tehdit etti.

Biliyor musunuz, derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan öğrencinin aşiret olan
ailesi okulu bastı.

Biliyor musunuz, bir öğretmenimiz sınıfta bıraktığı öğrenciden tehdit telefonları aldı.

Biliyor musunuz, öğrencilerimizin %86′si sigara içiyor.

Biliyor musunuz, öğrencilerimizin %42′si hap kullanıyor.

Biliyor musunuz, okulun etrafında hap satanları, okulun içinde hap kullananları polis biliyor.

Biliyor musunuz, öğrencilerimizin %23′ü ensest ilişki mağduru.

Biliyor musunuz, geçtiğimiz yıl bir kız öğrencimizin babası çocuğundan(öğrencimizden) dayak yediği için okula sığındı.

Biliyor musunuz, yalnızca koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan iki kız öğrencinin aileleri okulun önünde birbirlerine yumruk yumruğa saldırdılar.

Biliyor musunuz, bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şöförlerine, halı saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar (cinsel anlamda)

Biliyor musunuz, bu yıl bir erkek öğrenci, bir kız öğrencinin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyleyerek şikayette bulundu.

Biliyor musunuz, geçtiğimiz yıl bir anne, kızının saçının boyalı olması üzerine okula çağırıldığında, kızını okula koca bulmak için gönderdiğini bu nedenle de süslenmesi gerektiğini söyledi.
Biliyor musunuz, velilerin %42′si kayıttan sonra bir daha okula uğramıyor.

Biliyor musunuz, maddi yetersizlikten dolayı üç, dört aile bir oda-bir salon bir evi paylaşıyorlar. (Sayıları azımsanamayacak ölçüde.)

Biliyor musunuz, her ay öğretmenler aramızda para toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.

Biliyor musunuz, geçtiğimiz yıl cuma okul kapanışı töreninde baygınlık geçiren bir öğrencinin iki gündür hiçbir şey yemediğini öğreniyoruz.

Biliyor musunuz, öğrencilerin çoğunun hayatında kan davası, intihar, boşanma, dayak, kaçma, kaçırılma, hapis gibi hikayeler var. (Ailelerinde yaşanmış)

Biliyor musunuz, geçtiğimiz yıl iki gün boyunca evine gitmeyen bir öğrenciyi velisi gelip okulda arıyor. (Kızın biriyle kaçtığı anlaşılıyor daha sonra.)

Biliyor musunuz, annesi babası ayrı veya boşanmış olan öğrencilerin çoğu uzak akrabaların yanında kalıyor. Anne ya da baba almak istemiyorlar veya üvey anne babalar istemiyor.

Biliyor musunuz, geçtiğimiz yıl sorun çıkardığı için müdür tarafından tartaklanan bir öğrenci mahalleden topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehditler savurdu.

Biliyor musunuz, veliler toplantılara “ocakta yemeklerini bırakarak”, ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak geliyorlar.

Biliyor musunuz, velilerin büyük bir çoğunluğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor. (Güzelim, hanım kızım, sen, hocaaaaa, ablasıı!?)

Biliyor musunuz, geçtiğimiz yıl 1000 öğrenci kapasitesi olan okulda kütüphaneye üye olanların sayısı 7(yedi)’ydi.

Biliyor musunuz, öğrenci tanıma formlarındaki “Çaldığınız müzik alet(ler)i” bölümüne radyo, teyp, walkmen yazan azımsanamayacak sayıda öğrenci var.

Biliyor musunuz, öğrencilerin azımsanamayacak bir bölümü doğum tarihlerinin gün ve ay kısımlarını doğru yazıyorlar ancak yıl bölümüne 2004 yazıyorlar!

Biliyor musunuz, lise birinci sınıf öğrencilerim “Soru işareti nerede kullanılır?” soruma yanıt veremediler.

*Biliyor musunuz, …10 lisesine kayıt yaptıran bu öğrenciler çarpım tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katları ile çarpma ya da bölme işlemi yaparken bile hesap makinesi kullanıyorlar.
(Geçtiğimiz ay sinirden gözlerine kan oturmuş bir halde sınıftan çıkan matematik öğretmenimiz koltuğa çökerken öğrencilere bir ders boyunca 300′ü 2′ye böldüremediğini anlattı.)

Biliyor musunuz, maddi durumu iyi olan sayılı öğrencilerden birinin velisi, geçtiğimiz yıl akan damımızı onardı. (Notlarının hemen hepsi zayıf olan öğrencinin sınıf geçmesi şartıyla!)

Biliyor musunuz, öğrencilerimizin %60′i sağlıksız beslenmeden dolayı hasta (aralarında dispanserlik olanlar var) ancak öğrencilerimizin %90′inda cep telefonu var. (Cep telefonları son model, bazıları kameralı)

Ben bu okulda 3 yıldır öğretmenlik yapmaya çalışıyorum. Bu olaylara alışmamak için, artık alışıp bunları neredeyse doğal karşılayan yılların öğretmenleri gibi olmamak için uğraşıyorum.

Biliyorum ki eğer alışırsam geleceğe dair hiçbir umudum kalmayacak. Her gün
büyük bir çaresizlik ve endişeyle “Acaba bugün ne olacak?” diye başlıyorum isime. Olaysız geçen günler Allah’ın nimeti! Biliyor musunuz, sınıfta gezinerek ders anlatırken Atatürk’ün gözleriyle
karşılaşmamaya çalışıyorum, kafamı kaldırıp resmine bakamıyorum.

Başımın üzerinden “Ey Türk Gençliği!” diye bağırdıkça utancımdan omuzlarıma gömülüyorum. Biliyor musunuz, 10 Kasım’larda, 29 Ekim’lerde şiirler okunurken, marşımızı dinlerken ağladığımda herkes
günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa çaresizliğe ağlıyorum.

Muhtaç olduğu kudretin dolaştığı asil kanı uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi kurtaramıyorum.

Öğrenmeye direnen, kendini kapatan öğrencilerime İstiklal Marşı’nın anlamını bile öğretemiyorum.

Daha da yazacaktım ancak yazdıkça yüreğim ağırlaşıyor.

Sevgi ve saygılarımla.

Popularity: 1%

Categories: GENEL Tags:

DUA

Pazartesi, 14 Ağu 2006 1 yorum

Başkaları için hayır dilemek, insanı cennet köşküne çıkaran merdivendir. Şayet merdiven kırıksa hiç çıkmak mümkün olur mu?

HERŞEY İNANMAKLA BAŞLAR..

Aç ellerini semaya yalvar ALLAH’a
Ondan başka kimimiz varki sığınacak
Dile ondan bir mucize
İsteki kavuşasın dileklerine.

www.mucize.net

Popularity: 1%

Categories: GENEL Tags:

Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz…2

Pazartesi, 14 Ağu 2006 2 yorum

23) Allah için nasihat ettin mi?
24) Bir müslümana yardım ettin mi?
25) Sözünde durup, vaadini yerine getirdin mi?
26) Gizli ve açıkta bütün amellerini sırf Allah rızası için yaptın mı?
27) Fakirlik ve zenginlik halinde iktisadlı hareket ettin mi?
28) Senden sıla-i rahmi kesene, sıla-i rahim yaptın mı?
29) Kızgın ve sevinçli olduğun zamanlarda adaleti gözettin mi?
30) Sana zulmedeni afvedip, sana kötülük yapana iyilik yaptın mı?
31) Bugün susmanda tefekkür, konuşmanda zikir, bakışında ibret oldu mu?
32) Allah (c.c) için sevdin, Allah (c.c) için buğz ettin mi?
33) Bir kişiyi İslâm’a ısındırmak için ve sevgisini arttırmak için hediye verdin mi?
34) İyi dostlar bulup kötü arkadaşlarından uzaklaşmayı düşündün mü?
35) Seninle Allah (c.c) yolunda kardeş olacak biriyle tanışmaya gayret ettin mi?
36) Çok gülmekten kaçınmak için teşebbüste bulundun mu?
37) Bugün Allah (c.c) korkusundan dolayı ağladın mı?
38) Bugün günahlarından istiğfar ettin mi?
39) Allah Teâlâ’ya İslâm dini üzerine kalbini sabit kılması için dua ettin mi?
40) Bugün Allah Teâlâ’ya niyazda bulunup, bütün mü’minler için istiğfar ettin mi?
41) Bugün fakirlere ve muhtaçlara sadaka verdin mi?
42) Bugün bir Müslüman kardeşinin yüzüne gülümsedin mi?
43) Kendi nefsin için kızmayı bırakıp, Allah Teâlâ için kızmaya gayret ettin mi?
44) Kalbini kin, hınç ve hased hastalıklarından temizledin mi?
45) Dilini yalandan, gıybetten, başkalarını çekiştirmekten, laf kavgası yapmaktan ve boş söz konuşmaktan uzak tuttun mu?
46) Nefsini güzel huylardan olan yumuşaklık, sabır, vera, takva, tevekkül ve ihlasa alıştırdın mı?
47) Sana gelen bir musibet karşısında “İnna lillâhi ve inna ileyhi raciun = Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz” dedin mi?
48) Şu dua ile Rabbine yalvardın mı? “Yarabbi bile bile şirk koşmaktan Sana sığınırım ve bilmeyerek yaptığım şeylerden dolayı Senden mağfiret isterim.” Çünkü her kim bu duayı okursa, Allah (c.c) ondan aşikar ve gizli şirki yok eder.
49) Bugün bütün işlerinde sırf Allah (c.c) rızasını gözettin mi.
50) Peygamber (S-A.V.)’in kavli ve ameli sünnetlerine devam ettin mi?
51) Ölüm, Kabir, Ahiret günü ve zorluklarını düşündün mü?

Popularity: 1%

Categories: GENEL Tags:

dualar I evden eve nakliyat
Dua dostluğu + Dua-dualar + dua dostluğu
Religion Blogs
Religion online