BİR DÖNÜM NOKTASINDA AKLIMA RAHMAN DÜŞTÜ! (RVEYDA)

Yazan

içinde

Forumlar › Forumlar › Dua ve Aminler › BİR DÖNÜM NOKTASINDA AKLIMA RAHMAN DÜŞTÜ! (RVEYDA)

  • Bu konu boş.
4 yazı görüntüleniyor – 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #9825
    rveyda
    Katılımcı

    Var eden' in, adıyla insanlığa inen Nur,

    Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından

    Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur,

    Kutlu bir zaferdir bu, ebabil dudağından,

    Rahmet vadilerinden boşanır, ab-ı hayat

    En müstesna doğuşa hamiledir, kainat…

    Yıllardır,

    boz bulanık suları, yudumladım

    Bir, pelikan hüznüyle yürüdüm,

    yürüdüm kumsalları yağmur,

    Yağmur,

    seni bekleyen bir taş,

    Bir taş da ben, ben olsaydım,

    Hasretin, alev alev içime bir an düştü

    Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü

    Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde

    Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

    İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin

    Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla

    Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin

    Sarsılır Ebu Kubeyş kovulmuş feryatlarla

    Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak

    Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak,

    Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım

    Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı

    Çölde seni özleyen bir kuş, bir kuş da ben, ben olsaydım

    Yağmur,

    Yağmur, sensiz gülşenimize, baldıran düştü

    Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü,

    Yenilgi, ilmek ilmek, düğümlendi tarihe,

    Her sayfada, talihsiz binlerce,

    binlerce kurban, düştü,

    Bir, güzide mektuptur,

    ulaşır çağların ötesinden, intizarın, yaldızlı sabahına,

    Yayılır, o, en büyük muştu, pazartesinden

    Beyazlık dokunmuştur,

    gecenin siyahına susuzluktan, dudağı çatlayan gönüllerin,

    Sükutu yar,

    Sükutu yar sevinci dualar kadar derin,

    Çaresiz bir takvimden, yalnızlığa, gün saydım,

    Bir, cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide dokunduğun,

    Dokunduğun, küçük bir nakış,

    bir küçük nakış da ben,

    ben olsaydım

    Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü

    Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü

    Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin

    En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

    Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan

    Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar

    Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra'dan

    Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar

    Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri

    Paramparça, ateşler şahının hayalleri

    Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım

    O mücella çehreni izleseydim ebedi

    Sana sırılsıklam bir bakış, bir bakış da ben, ben olsaydım,

    Sarardı, yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü

    Baykuşa çifte yalı; bülbüle, zindan düştü

    Katil sinekler deldi hicabın perdesini,

    İstiklal boşluğuna, arılar,

    arılar nadan, düştü,

    Dolaşan, ben olsaydım, Save'nin damarında,

    Tablosunu yapardım, yıkılan her kulenin

    ebedi aşka giden, esrarlı yollarında,

    Senden bir kıvılcımın,

    süreyya, bir şuleni tarasaydım,

    Tarasaydım, bengisu fışkıran kakülünü,

    on asırlık ocağın, savururdum, külünü,

    Bazen, kendine aşık, deli bir, fırtınaydım

    Fırtınalar önünde bazen bir, kuru, yaprak,

    Uğrunda, koparılan bir baş, bir baş da,

    bir baş da ben, ben olsaydım,

    Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü

    Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü

    Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara

    Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

    Badiye yaylasında koklasaydım izini

    Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar

    Seninle yıkasaydım acılar dehlizini

    Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar

    Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya

    Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

    Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım

    Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu

    Bahira'dan süzülen bir yaş, bir yaş da ben, ben olsaydım…

    Haritanın, en beyaz noktasına, kan, düştü

    Kırıldı, kırıldı adaletin kılıcı; kalkan, düştü,

    Mahkumlar yargılıyor; hakimler, mahkum şimdi,

    hakların temeline sanki bir volkan, bir volkan, düştü,

    Firakınla, kavrulur çölde, kum, taneleri

    Ahuların içinde sevdan, akkor gibidir,

    Erdemin, bereketin, doldurur haneleri

    Sensiz hayat toprağın, toprağın sırtında ur gibidir

    Şemsiyesi altında, yürürsün bulutların,

    Sensiz, yükü zehirdir, en, güzel, imbatların,

    Devlerin, esrarını, aynalara sorsaydım,

    çözülürdü, zihnimde buzlanmış düşünceler,

    Okşadığın,

    bir parça kumaş,

    bir parça kumaş da ben, ben olsaydım…

    Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü

    İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü

    Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer

    Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

    Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini

    Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir

    Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini

    Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir

    Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından

    Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

    Madeni arzuların ardında seyre daldım

    Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini

    Senin için görülen bir düş de, bir düş de ben, ben olsaydım,

    Şehirler, kabus dolu; köylere duman düştü

    Tersine döndü her şey sanki; sanki asuman düştü

    Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali

    Hazindir ki,

    dertleri aşmaya umman, umman düştü,

    Ayrılığın,

    bağrımda büyüyen, bir yaradır

    Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur

    Sensiz, doğrular eğri, beyaz bile karadır,

    Sesini duymayanlar, girdabında boğulur

    Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin,

    Şaşkınlığa açılır,

    açılır gözleri, açılır görmeyenin,

    Saatlerin ardında, hep, kendimi aradım

    Bir, melal zincirine, takıldı, parmaklarım

    Yeryüzünde,

    seni bir görmüş,

    bir görmüş de ben,

    ben olsaydım..

    Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü

    Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü

    Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül

    Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

    Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde

    Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay

    Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde

    Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray

    Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin

    Mekanın fırçasında solmayan resim senin

    Yağmur, bir gün elimi ellerinde bulsaydım

    Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme

    Senin visalinle bir gülmüş, bir gülmüş de ben, ben olsaydım,

    Tavanı çöktü aşkın; duvarlar, üryan düştü

    Toplumun gündemine, koyu bir isyan düştü

    İniltiler geliyor doğudan ve batıdan

    Sensizlikten bozulan dengeye,

    dengeye ziyan düştü,

    Islaklığı, sanadır, ahımın, efganımın

    İçimde, hicranınla, tutuşuyor nağmeler,

    Sendendir,

    sendendir eskimeyen cevheri efkarımın,

    Nazarın,

    ok misali, karanlıkları deler,

    Bu değirmen seninle dönüyor;

    ahenk senin

    renkleri birbirinden ayıran mihenk,

    mihenk, senin,

    Bir, hüzün ülkesine, gömülüp kaldı adım,

    Kapanıyor,

    kapanıyor yüzüme aralanan kapılar,

    Sana hicret eden bir Kureyş,

    bir Kureyş de ben, ben, olsaydım,

    Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü

    Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü

    Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün

    Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

    Nefesinle yeniden çizilecek desenler

    Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek

    Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler

    Anneler çocuklara hep seni içirecek

    Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin

    Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

    Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım

    Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

    Kabzasında bir dirhem gümüş,

    bir dirhem gümüş de ben, ben olsaydım,

    Kardeşler arasına, heyhat, su-i zan düştü

    Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü

    Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın,

    İnsanlık bahçemize sensizlikte hazan,

    hazan düştü,

    Yağmur,

    Yağmur seni bekleyen bir taş da ben, ben olsaydım

    Çölde, seni özleyen, bir kuş da, ben, olsaydım

    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım,

    Sana, sana sırılsıklam bir bakış da, ben, olsaydım

    Uğrunda, koparılan bir baş da ben olsaydım

    Bahira'dan süzülen, süzülen bir yaş da, ben olsaydım

    Okşadığın bir parça kumaş da, ben olsaydım

    Senin için görülen bir düş de, ben olsaydım,

    Yeryüzünde, seni bir görmüş de ben olsaydım

    Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım,

    Sana hicret eden bir Kureyş de, ben, ben olsaydım,

    Damar damar,

    damar damar seninle, hep seninle, dolsaydım

    Batılı yıkmak için,

    kuşandığın kılıcın kabzasında, bir dirhem gümüş,

    bir, dirhem gümüş de ben,

    ben olsaydım, ben olsaydım …

    …………………………………………..

    BİLİRİM ACI NASIL DA OTURUR ADAM YÜREĞİNE DİYORDU BİE ŞİİR…..ACI OTURUR YÜREĞİMİZE VE HASRET..OLMAK İSTEDİĞİMİZ BİZ OTURUR İÇİMİZE..HER GÜLÜŞ KALBE DİKEN İKEN RABBİM!! YÜRÜMELERİMİZ YAMPİRİK..SANA GELİŞLERİMİZ YAVAŞ..KOŞARADIMLARIMIZ KENDİMİZE TARAF…

    BİTMİYOR HEZİMETLERİMİZ!!!KALPLERİMİZ SÜKUN BULMUYOR SEN EL SÜRMEDEN!!

    SANA İLTİCA EDİYORUZ RABBİMİZ!! TUTMA KAPILARINI KAPALI..ZAMAN SANA KISADIR BİZE UZUN!! BEKLETME YA RAB KULLARINI!!!

    #293087
    Cihan
    Katılımcı

    Yağmur seni bekleyen bir taş da ben, ben olsaydım

    Çölde, seni özleyen, bir kuş da, ben, olsaydım

    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım,

    Sana, sana sırılsıklam bir bakış da, ben, olsaydım

    *****************

    ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA AL-İ MUHAMMED…

    #293088
    asmn
    Katılımcı

    ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA AL-İ MUHAMMED…

    Allah razı olsun.

    #293089
    dilek-23
    Katılımcı

    Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü

    Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü

    Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün

    Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

    çok güzel allah razı olsun dua dostum HASBİNALLAHİ VE NİMEL VEKİL

4 yazı görüntüleniyor – 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

Daha fazla yazı