Dualar | Dua dostluğu | yazılar | iletisim I Melekler | Testiden sızanlar | Kurallarımız
Seyyidet Nefise Ölmeden ‘ölen’ bir zâhide...
Dua Dostluğu (BİZ BİRİZ) (Arşiv Ana sayfa) => Evliyalar

Konu: Seyyidet Nefise Ölmeden ‘ölen’ bir zâhide...

Sayfa: [ 1 ]

zez 18.03.2008 17:50:53

Kahire yakınlarında dört kızı olan dul bir kadın yaşar. Çoluk çocuk bir hafta iplik eğirirler. Kadın bunları alır cuma pazarına getirir ve 20 dirheme satar. On dirhemiyle tekrar iplik yapacak kadar pamuk alır, on dirhemiyle de geçinir gider. İpliğin talibi daima vardır ve az da olsa para eder. Hani nasıl derler, kazandıkları ucu ucuna yeter. Ama bir aksilik olsa var ya... Bir kerecik sekteye uğrasa...

Kadın bunu düşünmek bile istemez, lâkin aklına gelen başına gelir. Yine bir cuma günü sepetini koluna takar bohçasını başına koyar. Pazara doğru ilerlerken bir kartal bohçayı kaptığı gibi kalkar ve uzaklara uçar. Kadın bir müddet çaresizlikle kuşun peşinden koşar. Sonra bir köşeye çöküp ağlamaya başlar. Kendini o kadar yalnız ve o kadar zavallı hisseder ki...

Garibim günlerce sızlanır durur, kâh ağıtlar yakar, kâh kendini paralar. Evin küçük kızı “Üzülme be anacım” der, “bir kucak ip dünyanın sonu değil ya, Allah büyüktür, bakarsın rızkımızı başka taraftan verir.” Sonra çilekeş kadının elinden tutar, Seyyidet Nefise’ye götürür. Dertli kadın bu nurlu büyüğün sohbetiyle çok ferahlar. Gerçi bir ara yine “kartaldan, ipten, paradan” söz açmaya niyetlenir ama Seyyidet Nefise biliyormuş gibi “hele sabret” der, “görelim bakalım neler olacak?”

Gemicinin nezri

Kartal uçmuş, ip gitmiştir, bu saatten sonra birşey olacağı yoktur ama elden ne gelir? Kadıncağız “haydi hayırlısı” der, boynunu büker. Aradan 10 dakika ya geçer ya geçmez. Genç bir hanım heyecanla içeri girer. “Seyyide anne” der, “sana öyle bir şey anlatacağım ki inanamayacaksın”.

-Haydi anlat bakalım.

-Biliyorsun beyim gemicidir. Bunlar İskenderiyye açıklarında seyrederlerken teknenin tahtaları oynuyor ambara su sızmaya başlıyor. Hani ellerinde azıcık pamuk ipliği olsa katrana bulayıp kalafat yapacaklar ama derya ortasında pamuk ipini nerede bulsunlar? Arkadaşları yıkılıyor ama kocam ümidini hiç kaybetmiyor. Birara ellerini açıyor ve “Ya Rabbi” diyor, “Seyyidet Nefise hürmetine bize yardım eyle.” Tam o sıra ne oluyor biliyor musunuz. Bir kartal geliyor ve güverteye bir bohça bırakıyor. Açınca ne görseler beğenirsiniz?

Bohçasını kaptıran kadının “Bir kucak pamuk ipi!” diye haykırası gelir ama heyecanını yener. Gemicinin karısı ağız dolusu dualar yağdırdıktan sonra Seyyidet Nefise’ye döner “Kocam bu 500 dirhemi size hediye etti” der, “N’olur kabul edin, bizi sevindirin!”

Seyyidet Nefise gemicinin karısını uğurlayınca para kesesini iplikçi kadının önüne koyar. “İşte paran” der, “söyle bakalım, yirmi dirhemlik ipi beşyüze satacağın aklına mı gelirdi?”

Allah rahmet eylesin

Bir ara İmam-ı Şafii Hazretleri hastalanır. Talebelerinden birini Seyyidet Nefise’ye yollar ve dua ister. Mübarek kadın “Allah şifa versin” der. Talebe döndüğünde hocasını sapasağlam bulur. İmam- Şafii Hazretleri bir zaman sonra yine rahatsızlanır, yine talebesini yollar, yine dua ister. Ama Seyyidet Nefise bu kez hüzünle mırıldanır: “Allah rahmet eylesin!”

İmam-ı Şafii ölüm hazırlıklarına başlar vasiyetini yazar, etrafındakilerle helalleşir. Talebelerine “N’olur cenazeme Seyyide Hanımı da de getirin” der. Kısa bir süre sonra emr-i Hak vaki olur. İmam-ı Şafii’nin talebeleri Seyyidet Nefise’yi çağırmaya cesaret edemez ama naaşı onun ayağına götürürler. Mübarek kadın cemaatin arkasına geçer. Cenaze namazını birlikte kılar beraber fatiha okurlar. Ortalıkta öylesine feyz yüklü bir hava dolanır ki kalabalık ayaklarının yerden kesildiğini hisseder.

Seyyidet Nefise ölmeden ölenlerdendir. Evinin bahçesine elceğizi ile bir kabir kazar. Namazlarını burada kılar. O çukurda tam 6 bin hatim indirir.

Seyyidet Nefise’nin Zeynep isminde bir yeğeni vardır ki halasına aşıktır, ona severek hizmet eder. Birlikte yılları geçer ama yüce kadını bir kere bile uyurken göremez. Seyyidet Nefise ölüm halleri belirdiğinde oruçludur. Alimler orucunu bozabileceğini söyleyince Zeynep bir şeyler hazırlar, halasına getirir. Mübarek mânâlı mânâlı güler, “ben 30 yıldır oruçlu ölebilmek için dua ediyorum” der. Yanında Kur’an-ı Kerim okurlar. “Düşünen ve hakkı kabul edenlere, Rableri katında cennet vardır” (En’âm suresi ayet 127) meâlindeki ayet okunurken vefat eder.

Cenazesi öyle kalabalık olur ki Kahire Kahire olalı böyle izdiham görmemiştir. Zevci onu Medine’ye götürmek ister ama ahali önüne geçer. Yalvarır, yakarır Kahire de bırakması için ısrar ederler. Beyi o gece rüyasında Efendimizi (Sallallahü aleyhi ve sellem) görür. Ona “Mısırlıları kırma” buyururlar, “Nefise’nin bereketi ile yöre halkına rahmet iner”

Kahire’nin zarif çiçeği

Nefise binti Hasan, Hazret-i Ali Efendimizin torunlarındandır. İmam-ı Cafer Sadık’ın oğlu İshak-ı Mu’temen ile evlenir. Bir ilim ikliminde doğar ve ûlema arasında yetişir. Muazzam hafızası ve muhteşem bilgisi bir yana benzeri az bulunan bir zahidedir. Dünya onu terketmeden o dünyayı terkeder. Kalbinden fanilerin sevgisini çıkarır, daima baki olana koşar.

Mısırlılar onu çok sever bağırlarına basarlar. Minik evi ziyaretçilerle dolup taşar. Bazen diz bükecek kadar bile yer kalmaz. Veliler, abidler, arifler nurlu kapıyı aşındırır, hisse almaya bakarlar. Mübârek gün boyu misafir ağırlar. Herkesi dinler, dertleriyle dertlenir. Ancak birara Hicaz’a dönmeyi ve sakin bir hayat sürmeyi düşünür. Bunu duyan Mısır emiri ayağına kadar gelip yalvarır ve kendi evini ona bağışlar. “Halkımız haftada sadece iki gün ziyaretinize gelsinler” der, “bundan böyle ibadetinize mani olmasınlar”

Biliyor musunuz Allah-ü teâlâ bazı kullarını kırmaz. İşte Seyyidet Nefise bunlardan biridir. Kahireliler sıkıntılı anlarında nurlu türbeye gelir Alemlerin Rabbi’nden onun hatırına ister ve ferahlarlar. Yine aynı şekilde neşelerini de bu büyük zahide ile paylaşırlar. Nasıl mı? Meselâ bütün sünnet çocukları ve düğün alayları mutlaka bu eşiğe uğrar. Gelin ve damat kutlu kapıda birer fatiha okurlar.

Sadece Kahireliler mi? Seyyidet Nefise’yi bütün İslâm âlemi tanır, dualarını ziynetlendirmek için onu anarlar.

Bakın İslâm alimleri bizlere bir sır fısıldıyorlar. Hani bazen insanın kalbi kırık, gözü yaşlı olur ya... Yahut bir seher vakti ellerinizi açasınız gelir. Böyle anlarınızda bu büyük zahideye hatırlayıp fatiha okuyun. Feyzle kuşatıldığınızı, nurla donandığınızı hissedeceksiniz. İşte o an kendinize, ailenize ve bütün müminlere dua edin.

Bu fakire de...



zez 18.03.2008 17:57:23
Seyyidet Nefîse'nin, zamânından günümüze kadar Mısır'da bulunanlar ve bütün müminler için bereket olduğunu, İslâm âlimleri buyurmuşlardır. Kendini, günahı çok ve duâ etmeğe yüzü yok bilerek, "Hastam iyi olursa veya şu işim hâsıl olursa, sevâbı Seyyidet Nefîse hazretlerine olmak üzere, Allah rızâsı için üç Yâsîn okumak veya bir koyun kesmek nezrim, adağım olsun." deyince, bu dileğin kabûl olduğu çok tecrübe edilmiştir. Burada, Allahü teâlânın rızâsı için Kur'ân-ı kerîm okunup veya koyun kesip, sevâbı hazret-i Seyyidet Nefîse'ye bağışlanmakta, onun şefâati ile, Allahü teâlâ hastaya şifâ vermekte, kazâyı, belâyı gidermekte, duâyı kabûl etmektedir.


zez 18.03.2008 18:22:46
KARTAL VE BOHÇA

Seyyidet Nefîse ki, bir evliyâ hâtundur,
Aliyyül Mürtezâ’nın, dördüncü torunudur.

Hak teâlâ indinde, çok makbûldü duâsı,
Meşhûrdu zühdü ile, ibâdeti, takvâsı.

Ümmî idi ve lâkin, İslâm ilimlerinde,
Âlim olup, bilgisi, pek çoktu her birinde.

O devirde bir kadın, vardı fakir, ihtiyar,
Dört kızıyla, bir evde, otururlardı bunlar.

Bu kızlar hafta boyu, iplik eğirirlerdi,
Anneleri pazarda, satıp geçinirlerdi.

Yine bir gün bu hâtun, ipleri aldı evden,
Satmak için çarşıya, giderken sabah erken,

Bohçası da başında, gidiyorken pazara,
Bir kartal onu kapıp, kaçırdı uzaklara.

Bütün sermâyeleri, o bohçadaydı zâten.
Bayılıp düştü yere, kadın üzüntüsünden.

Kendine geldiğinde, gördü ki çok insanlar,
Etrafına toplanmış, soruyor: “N’oldu, ne var?”

Anlattı hâdiseyi, dediler ki: “Ey hâtun,
Ne için üzülürsün, ne kıymeti var bunun?”

Dedi: “Onu satarak, geçinirdik hepimiz,
Onu da kuş kaçırdı, ne yaparız şimdi biz?”

Dediler ki: “Ey hâtun, bak Seyyidet Nefîse,
Vardır ki, git derdini, ona söyle ne ise.

Ricâ et, duâ etsin, o sana bu iş için,
Onun duâsı ile, hâllolur elbet işin.”

O hâtun geldi hemen, Seyyidet Nefîse’ye,
Yalvarıp ricâ etti: “Bana duâ et” diye.

Buyurdu ki: “Ey hâtun, edeyim pekâlâ,
Elbette ki her şeye, kâdirdir Hak teâlâ

Her mahlûkun rızkına, kefildir cenâb-ı Hak,
Sen rızkı hiç düşünme, O gönderir muhakkak.

Sen şimdi müsterih ol, râhatça evine git,
O, rezzâk-ı âlemdir, O’ndan hiç kesme ümit.”

Az sonra birileri, gelerek Seyyide’ye,
Dediler: “Üç gün önce, binmiştik bir gemiye.

Ve lâkin su almağa, başlayınca gemimiz,
Batma tehlikesiyle, karşılaştık hepimiz.

Sizi vesîle edip, duâ ettik Allah'a,
Çok şükür bu duâmız, bitmemişti ki daha,

Bir kartal, hızla indi, geminin üzerine,
Ağzındaki bohçayı bırakıp gitti yine.

Onu açıp gördük ki, iplik dolu hep içi,
O iplerle bağlayıp, hâllettik hemen işi.

Duânızla kurtulduk, hamd olsun Rabbimize,
Şu beş yüz dirhem dahî, hîbedir bizden size.

Gerçi Hak teâlâdır, bunları yaptıran hep,
Ve lâkin bu iş için, O sizi kıldı sebep.”

Gözleri yaşararak, aldı onu eline,
O ihtiyar hâtunu, dâvet etti evine.

Gelince kendisine, buyurdu ki: “Ey hâtun,
O ipleri pazarda, sen kaça satıyordun?”

Yirmi dirhem deyince, buyurdu ki: “Pekâlâ,
Bak sana daha fazla, gönderdi Hak teâlâ.

O Allah ki kefildir, rızkına mahlûkatın,
Rızık için boş yere, kendini üzme sakın.”

ALLAHÜ TEÂLÂ ONA RAHMET EYLESİN

Bir zaman İmâm-ı Şâfiî hazretleri hastalandı. Talebelerinden birisini Seyyidet Nefîse'ye gönderip, hasta olduğunu, şifâ bulması için Allahü teâlâya duâ etmesini istedi. O talebe gelip Seyyidet Nefîse'ye durumu arzetti. O da duâ etti. Talebe henüz hocasının yanına dönmeden İmâm-ı Şâfiî iyileşti. Başka bir zaman İmâm-ı Şâfiî yine hastalandı. Yine bir talebesini, duâ için Seyyidet Nefîse'ye gönderdi. Seyyidet Nefîse; "Allahü teâlâ ona çok rahmet eylesin." buyurdu. Talebe gelip bunu hocasına arzedince İmâm-ı Şâfiî, hastalığının vefât hastalığı olduğunu anladı, vasiyetini yaptı. Cenâzesinde Seyyidet Nefîse'nin bulunmasını da vasiyet etti. İmâm-ı Şâfiî vefât ettiğinde, Seyyidet Nefîse çok tâkatsız olduğu için gelemedi. Cenâzeyi Seyyidet Nefîse'nin bulunduğu yere getirdiler. Cemâatin en gerisinde durup, cenâze namazında imâma uydu. Namazdan sonra; "Allahü teâlâ, İmâm-ı Şâfiî'nin ve onun namazında bulunan Seyyidet Nefîse'nin hatırı için, cenâze namazında bulunan bütün kimseleri affetti." diyen bir ses duyuldu.

Ceylan 21.03.2008 11:10:16
Allah razı olsun
Rabbim şefaatlerin nasip etsin
Mevla razı olduklarından kılsın inşallah

1023 / Neslihan 15.05.2008 19:50:12
1 fatiha ile..Allah razı olsun
Rabbim şefaatlerin nasip etsin
Mevla razı olduklarından kılsın inşallah

nur66 23.05.2008 23:26:07
Allah razı olsun kardeşim.

Nur87 26.05.2008 15:09:26
Allah razı olsun

fesubhanallah 01.06.2008 22:23:56
allah razı olsun rabbim sevdiklerinden bizleri ayırmasın sevdiklerini sevdirsin sevmediklerini sevdirmesin amin inş


Sayfa: [ 1 ]