Dualar | Dua dostluğu | yazılar | iletisim I Melekler | Testiden sızanlar | Kurallarımız
3- AL-İ İMRAN SURESİ MEALİ...140-160. AYETLER ( ALİ BULAÇ MEALİ)
Dua Dostluğu (test) (Arşiv Ana sayfa) => Feyzül Furkan

Konu: 3- AL-İ İMRAN SURESİ MEALİ...140-160. AYETLER ( ALİ BULAÇ MEALİ)

Sayfa: [ 1 ]

rveyda 11.05.2008 11:47:00
 
                                            بسم الله الرحمن الرحيم     

Ali Bulaç 140- Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez; 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 141- (Yine bu) Allah'ın, iman edenleri arındırması ve inkâr edenleri yok etmesi içindir. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 142- Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 143- Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyordunuz. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 144- Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 145- Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 146- Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 147- Onların söyledikleri: 'Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et' demelerinden başka bir şey değildi. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 148- Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 149- Ey iman edenler, eğer inkâr edenlere itaat ederseniz, sizi topuklarınız üzerinde gerisin-geri çevirirler, böylece büyük hüsrana uğrayanlara dönersiniz. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 150- Hayır, sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 151- Kendisi hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koştuklarından dolayı küfredenlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınma yerleri ateştir. Zalimlerin konaklama yeri ne kötüdür. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 152- Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 153- Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 154- Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: 'Bu işten bize ne var ki?' diyorlardı. De ki: 'Şüphesiz işin tümü Allah'ındır.' Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, 'Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik' diyorlar. De ki: 'Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 155- İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 156- Ey iman edenler, inkâr edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: 'Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi' diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 157- Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah'tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 158- Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de şüphesiz Allah'a (varıp) toplanacaksınız. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 159- Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. 
 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ali Bulaç 160- Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler. 

rveyda 11.05.2008 12:04:46
Ali Bulaç 142- Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? 

RABBİM CİHAD VE SABREDENLERDEN EYLE BİZİ!
Ali Bulaç 145- Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. 

RABBİMİZ BİZLERE BU DÜNYADA DA AHİRETTE DE İYİLİK VER..VE BİZİ ATEŞİN AZABINDAN KORU....
Ali Bulaç 147- Onların söyledikleri: 'Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et' demelerinden başka bir şey değildi.

Ali Bulaç 157- Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah'tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır. 

RABBİMMMM!!! CANIMIZI SENİN YOLUNDA AL!!
Ali Bulaç 160- Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler. 

HAY HAK! MEDET YA KADİR-İ MUTLAK!


Sayfa: [ 1 ]