|
||
| Ali Bulaç 120- Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 121- Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 122- O zaman sizden iki grup, neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Allah onların (velisi) yardımcısıydı. Artık mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etmelidir. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 123- Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Allah'tan sakının, O'na şükredebilesiniz. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 124- Sen mü'minlere: 'Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım-iletmesi size yetmez mi?' diyordun. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 125- Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 126- Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. 'Yardım ve zafer’ (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ın katındandır. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 127- (Ki bununla) İnkâr edenlerin önde gelenlerinden bir kısmını kessin (helak etsin) ya da 'umutları suya düşmüşler olarak onları' tepesi aşağı getirsin de geri dönüp gitsinler.' -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 128- (Allah'ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azablandırması işinden sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 129- Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ındır. Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 130- Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 131- Kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 132- Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 133- Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 134- Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 135- Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 136- İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) Yapıp-edenlere ne güzel bir karşılık (ecir var.) -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 137- Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip-geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip-dolaşın da yalanlayanların sonu (akibet) nasıl oldu bir görün. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 138- Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 139- Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. -------------------------------------------------------------------------------- Ali Bulaç 140- Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez; |
||
|
||
| Ali Bulaç 139- Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. Rabbim...Hamd yalnızca senindir.......Beni ve dua dostlarımı yolundan ayırma...Bizlere bilginin en doğrusu ve gerçeği olan Kuran'dan ayrı koyma..Kur'anı bize bizi Kur'ana aç....Bizi sev...Bizi merhametinle sarıp sarmala...Günahlarımızı ve işlermizde ki aşırılıklarımızı bağışla...Ayaklarımızı senin yolunda sabit kıl...ve kafirler zümresine karşı bize dayanma gücü ver.... VE RABBİM.....CANIMI SENİN YOLUNDA AL...BELKİ O ZAMAN KISA ÖMRÜMDE AZ DA OLSA ADIN İÇİN BİR ŞEY YAPMIŞ OLABİLİRİM.. |
||