1- “Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik” (12/2) meâlindeki âyetten de anlaşılacağı üzere, Kur’ân-ı Kerîm Arapça nâzil olmuştur. Kur’ân âyetlerinin Arapça’dan başka dillerdeki ifadelerine “meâl” denir. Meselâ, Kur’ân âyetleri Türkçe’de ifade edilirse buna “Kur’ân’ın Türkçe Meâli”, İngilizce’de ifade edilirse buna da “Kur’ân’ın İngilizce Meâli” denir. Yoksa “Türkçe Kur’ân” veya “İngilizce Kur’ân” gibi tabirler hem hatâlı hem de itikâden tehlikelidir. Bu itibarla, “Kur’ân’ı Türkçe’sinden okuyun!” diyen birinin düştüğü hata çok büyüktür, zira Kur’ân’ın Türkçe’si olmaz, ancak Türkçe meâli olabilir... 2- Bütün İslâm âlimlerinin ittifakıyla sabittir ki, Kur’ân tercüme edilemez. Bunun için Kur’ân âyetlerinin başka dillerdeki ifadelerine “meâl” denmiştir. Meâl ise, bir sözün başka bir dildeki kısa ve noksan mânâsı demektir. Bu böyle olduğu hâlde, Kur’ân meâllerinin Kur’ân’ın aslı ile aynı olduğunu söylemek, Kur’ân’a hakaret manasını taşır. Zira Kur’ân’ın mânâları sonsuzdur, yazılan yüzbinlerce tefsir bunun delîlidir. Sonsuz manaları ihtiva eden mucize bir kitabı, kısa ve noksan bir ifade olan meâlle eş tutmak insafa ve akla kesinlikle sığmaz.kardeşim türkçe olarak tam anlamıyla okuyamassın harflerin tam olarak hakkını veremessin bilen birinin yanında okuyup yanlışlarını gidermen daha güzel olur.rabbim kolaylıklar versin.
|