En guzel duaları paylaşmak icin >->-> Dua Dostluğu - Dualar .

dualar

her şey inanmakla başlar

Kasım, 2006 Arşivleri

ALLAH DUALARA İCABET EDENDİR

Dua Rabbimizin Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi, müminlere çok büyük bir lütfudur. Çünkü insan Allaha dua ederek samimi imanını, sevgisini ve korkusunu ifade edebilir. Tek dost ve veli olarak Ona teslim olduğunu,
yalnızca Ondan medet umup Ondan yardım dilediğini gösterebilir.

 

 Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara)   pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler.
Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (Bakara Suresi, 186)
 

İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken Bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara Bizi hiç çağırmamış gibi  döner-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara
yapmakta oldukları böyle süslenmiştir. (Yunus Suresi, 12)
 

 

    
Din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda, Allaha dua etmek çeşitli batıl inanç ve hurafelerle zorlaştırılmıştır. İnsanlar, her an Allaha yönelebilecekleri halde, bunun için özel zamanlar belirlemiş veya çoğu zaman araya aracılar koymuşlardır. Allah bu batıl inançlara karşı insanları şöyle uyarır:
    Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allahındır. Ondan başka veliler edinenler (şöyle derler:) Biz, bunlara bizi Allaha daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez. (Zümer Suresi, 3)
    Allaha dua etmek için çeşitli aracılara gerek olduğunu söyleyen kişiler, aslında din ahlakını zor göstererek insanları doğru yoldan alıkoymaktadırlar. Çünkü Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf Suresi, 16) ayetiyle bildirildiği gibi, insana en yakın olan daima Allahtır. Yani insan dilediği zaman Allaha yönelebilir, dua ile yardım dileyebilir. Sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz, samimi kalple dua eden kullarının duasına icabet edendir. İnsan  Allahın varlığını ve yakınlığını hissederek dua etmelidir. Çünkü ancak Allahın varlığının farkında olan insan duanın anlamını ve önemini kavrar. Duanın özelliği, Allah ile kulu arasında özel ve sıcak bir bağlantı kurmasıdır. İnsan tüm sıkıntılarını ve isteklerini Allaha açar, Ona yakarır ve Allah kulunun isteğine icabet   eder, duasını karşılıksız bırakmaz. Dua etmek için özel vakitler beklenmesine, özel dua şekilleri oluşturulmasına da gerek yoktur. Her an, her dakika ve her yerde Allaha dua edilebilir. İnsan bir yerden bir yere giderken, merdivenden inerken, alışveriş yaparken, yemek hazırlarken, televizyon seyrederken, asansördeyken, bir yerde beklerken, gece yattığı zaman, sabah kalktığında, kahvaltı ederken, araba kullanırken kısacası her yerde ve her zaman Allaha dua ederek, Allahtan istediklerini belirtebilir. Bunun için, aklından geçirmesi dahi kafidir, çünkü Allah insanın sinesinde gizlediklerini bilen, herşeyden haberdar olandır. Mümin, Allahın kendisini işittiğini, gördüğünü, düşüncelerini bildiğini bilerek dua eder. Bu nedenle mümin, içinden geçirdiği bir anlık bir düşünceyi bile Rabbimizin bildiğini bilerek bu önemli ibadeti, yer, zaman ayırt etmeden istediği şekilde yapabilir. Böyle önemli bir ibadette Allahın verdiği kolaylık mümin için lütuftur.
 

    SAMİMİ BİR ÜSLUP
 

    Dua denilince akla, insanın Allahı zikretmesi, Allaha kusurlarını itiraf etmesi, kendisinin ve müminlerin ihtiyaçlarını istemesi, dile getirmesi gelir. Bunun içinse duada Allaha karşı samimi bir üslup olmalıdır.
    Allahın azametini hisseden, Onun azabından korkan ve rızasını kazanmayı isteyen insan, kalbinden gelen samimi ve dürüst ifadelerle Ona yönelir. Aynı şekilde kendini Allaha teslim etmiş, dost ve yardımcı olarak Onu benimsemiş olan insan, yalnızca Rabbimiz’den yardım diler. …Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allaha şikayet ediyorum… (Yusuf Suresi, 86) diyen Hz. Yakub gibi, tüm sıkıntılarını ve taleplerini sadece Ona söyler, her türlü yardım ve hayrı Ondan ister. Dua sırasında önemli olan kulun o anki ruh hali, içindeki niyeti, samimiyetidir.
    Dua, mümin için çok büyük bir nimettir. Mümin yaptığı her işte Allahın yardımını ister, O’na için için, yalvara yalvara dua eder. En zor şartlarda bile, imanlı bir insan asla ümitsizliğe kapılmadan, Allahtan güç, kuvvet ve sabır diler. Allahın her zaman herşeyin en hayırlısını yarattığını bilerek umutla ve korkuyla yalnızca Allaha yalvarır. Allahtan istediği herşeyin en hayırlı şekilde son bulacağını bilir. Bütün güç Allahın elindedir. Birşeyin olup olmaması da yalnızca  Allahın dilemesine bağlıdır. Mümin bunu bilerek Rabbimize dua ettiği takdirde, Allah o insanın duasına onun için en hayırlısı ve en güzeliyle karşılık verir. Rahman ve Rahim olan  Allah, ihtiyaç içinde olan insanların daima Kendisine yöneldikleri takdirde işlerini kolaylaştıracağını şu ayetle bildirir:
    Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisine dua ettiği zaman icabet   eden, kötülüğü açıp  gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.  (Neml Suresi, 62)
 

    ALLAH’IN SONSUZ RAHMETİ
 

    Allahın kullarına verdiği bu sınırsız imkan hiç şüphesiz sonsuz rahmetinin tecellilerinden sadece bir tanesidir. Allah Kuranda insanlara yakınlığını, Kendisine yönelenlerin velisi olacağını ve dua edenin duasını karşılıksız bırakmayacağını pek çok ayetle bildirmektedir. Kullarına şah damarlarından dahi daha yakın olan Allah, tüm insanları Kendisine dua etmeye çağırır.
Kuranda şu şekilde bildirilmektedir:
    …Dedi ki: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka İlahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz be-nim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir.” (Hud Suresi, 61)
    Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. (Mümin Suresi, 60-61)
    Müminlerin, Allahın bu rahmeti ve nimeti üzerinde bir daha düşünerek Allahın rızasına uygun yaşamaları gerekir. Çünkü Allahın kendilerine verdiği bu kolaylık öyle büyük ve sınırsız bir imkandır ki; herşeyin Hakimi, Yaratıcısı olan tek güç sahibi Allah, insanlara istedikleri herşeye karşılık vereceğini vaat etmektedir. Ve Allah kesinlikle vaadinden dönmez. Ayetlerde Rabbimizin peygamberlerin ve salih müminlerin dualarına icabet ettiği bildirilmektedir. Hz. Zekeriya için ayetlerde şu şekilde bildirilmektedir:
    Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız. Zekeriya da; hani Rabbine çağrıda bulunmuştu: Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, Sen mirasçıların en hayırlısısın. Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahyayı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak Bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi. (Enbiya Suresi, 88-90)
 

    DUADA SÜREKLİLİK
 

    Birçok insanın, genellikle bir felaketle karşılaştıklarında, amansız bir hastalığa yakalandıklarında veya önemli bir sınav anında, kısacası çaresiz kaldıklarını hissettikleri bir zorluk anında akıllarına ilk gelen Allaha sığınmaktır. Bunun tek sebebi, karşılaştıklar zor bir durumda, kendilerine yardımın sadece Allahtan gelebileceğinin kesin olarak farkında olmalarıdır. Zor anların başka bir özelliği de, bazı insanların böyle durumlarda   yönelişlerinin; katıksız, içten ve samimi olmasıdır. Ama söz konusu sorun ortadan kalkıp, işleri yoluna girdiğinde, insanların birçoğu daha önce sanki hiç Allaha yakarmamış gibi eski ruh hallerine geri dönebilmektedirler. Tabi ki, koşul her ne olursa olsun insanların, Allah’a yönelmesi güzel bir davranıştır ancak, içinde bulundukları bu zor durum geçtiğinde çaresizliğini unutmak ve tekrar eski kişiliğe dönmek Kuran ahlakına uygun olmayan bir davranıştır.
    Halbuki başlarına bir başka felaket gelecek olsa veya yeniden zorda kalacak olsalar yine Allaha sığınacaklardır. Kendilerince normal gördükleri bu davranışları, çoğunlukla o anda bir zorluk yaşamıyor olmalarından kaynaklanabilmektedir. Ancak sonsuz adalet sahibi olan Allah onların bu davranışlarının karşılığını mutlaka verecektir. Rabbimiz bir ayette şöyle bildirmektedir:
    De ki: Sizin duanız  olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da)  kaçınılmaz olacaktır. (Furkan Suresi, 77)
    Kuşkusuz dua, hiçbir ayrım olmadan insanların tümüne verilmiş bir fırsat, çok büyük bir nimettir. Ancak iman etmeyenlerin büyüklük gururu, onları  Allaha inanmamaya sürüklediğinden, bu dua nimetinden yoksun kalır ve hayatlarının büyük çoğunluğunu sıkıntı ve acı çekerek, çaresizlik içinde ve umutlarını yitirmiş şekilde geçirirler. Allahın rahmetinden uzak yaşantıları ise onların Kuran ahlakına uygun yaşamamalarının dünyadaki karşılığıdır. Ancak bu davranışlarının asıl karşılığını ahirette bulacaklardır. Dünyada büyüklenerek dua etmedikleri ve kendi kendilerine zulmettikleri için, ahirette de kendileri ne  kötü bir son hazırlamış olurlar.  Allah bir ayette şu şekilde bildirir:
    Rabbiniz dedi ki: Bana  dua edin, size icabet  edeyim. Doğrusu Bana     ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.  (Mümin Suresi, 60)
    Oysa müminler Allahın rahmetine kavuşmuş olarak, yaptıkları ve karşılaştıkları her işte Allahtan rahmet umarak en büyük nimetlerden birine sahip olurlar. Onlar, Allaha karşı acz içinde olduklarını bilirler. Allahtan kendilerine gelen herşeyin bir hayırla yaratıldığına iman ederler. Yaratılan herşeyin Allaha muhtaç olduğuna, herşeyin bilgisinin Onun Katında olduğuna ve Onun izni olmadan hiçbir şeyin ve hiç kimsenin müstakil gücü olmadığına kesin bir bilgi ile inanırlar. İşte bu nedenle acizliklerinin ve Allaha olan teslimiyetlerinin bir ifadesi olarak her an Allaha yönelerek, dua ile yardım dilerler. Allahın kendi çağrılarına -hayır gördüğü takdirde- mutlaka cevap vereceğini, gönülden istedikleri veya sadece kalplerinden geçirdikleri isteklerini kendilerine vereceğini ve onları daima koruyup kollayacağını bilirler. İşte bu nedenle de bu çok büyük nimet sayesinde dünyada ve ahirette Allahın rahmetini kazanan müminler olur.
    Her işlerinde Allaha yönelmenin ve sonuçlarını Allahtan ümit etmenin rahatlığını yaşayan müminler dünya hayatı boyunca -iman etmeyen kişilerin yese ve ümitsizliğe düştüğü anlarda bile- umut ve neşelerinden hiçbir şey kaybetmezler. Çünkü, Allaha sığınmanın rahatlığını, huzurunu, kalplerine verdiği sevinç ve coşkuyu başka hiçbir yolla elde edemeyeceğini bilirler. Bu da tevazu ve güzel ahlakı yaşamalarını sağlayan ve dünya hayatı boyunca onları daima Allaha yaklaştıran en büyük nimetlerden biridir. Onlar, dua ettiklerinde,  Rabbimize içten yöneldiklerinde ve zorlukla karşılaştıklarında her zaman   Allah ile beraber olduklarını bilirler. Rabbimizin kendilerini duyup, Kendisine katıksızca yönelen kulları için ebedi ve eşsiz cenneti hazırlamakta olduğuna hiçbir şüpheye kapılmadan iman ederler. Büyük İslam mütefekkirlerinden Bediüzzaman Said Nursi, müminlerin dua ederek Allaha karşı gösterdikleri bu derin teslimiyeti ve Allaha yönelmelerinin kendilerine yaşattığı iç rahatlığını bir sözünde şu şekilde açıklamaktadır:
    Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, Birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder, Onun Kudret Eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir Kerim (ikram edici) Zat var, ona bakar, ünsiyet (arkadaşlık) eder. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir Zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah (huzur) duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp Elhamdülillahi Rabbil-alemin (Alemlerin Rabbine hamdolsun) der. (Mektubat, s.291)
 

Popülerlik: 2% []

11 Yorum

Allah tüm dualara icabet eder ve her insana çok yakındır.

Din ahlakından uzak bazı toplumlarda, Allah’a dua etmek çeşitli batıl inanç ve hurafelerle zorlaştırılmıştır. Bazı insanlar, her an Allah’a yönelebilecekleri halde, bunun için kendilerince özel zamanlar belirlemişlerdir.

Ancak “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf Suresi, 16) ayetiyle bildirildiği gibi, insana en yakın olan daima Allah’tır. Yani insan her dilediği zaman Allah’a yönelebilir, dilediği anda Rabbimiz’den dua ile yardım dileyebilir.


Dua etmek için özel vakitler kollanmasına da gerek yoktur. Her an her dakika Allah’a dua edilebilir. Aksi takdirde, insan kendiliğinden kurallar çıkarmış olur. İnsan bir yerden bir yere giderken, merdivenden inerken, alışveriş yaparken, yemek hazırlarken, televizyon seyrederken, asansördeyken, bir yerde beklerken, gece yatarken, sabah kalktığında, kahvaltı ederken, araba kullanırken kısacası her yerde ve her zaman Allah’a dua ederek, Allah’tan istediklerini belirtebilir, şükredebilir ve bağışlanma dileyebilir. Bunun için, aklından geçirmesi dahi kafidir, çünkü Allah insanın sinesinde gizlediklerini dahi bilen, herşeyden haberdar olandır.

Bununla birlikte Allah’a dua eden herkes, Allah’ın dualara mutlaka icabet eden olduğunu bilmelidir. Allah, ihtiyaç içinde olan insanların daima Kendisi’ne yöneldikleri takdirde işlerini kolaylaştıracağını şu ayetle bildirir:
“Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi’ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı?Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz. ” (Neml Suresi, 62)
Allah’ın kullarına verdiği bu sınırsız imkan hiç şüphesiz O’nun sonsuz rahmetinin bir tecellisidir. Allah Kuran’da insanlara yakınlığını, Kendisi’ne yönelenlerin velisi olacağını ve dua edenin duasına muhakkak karşılık vereceğini pek çok ayetle bildirmektedir. Bu ayetlerden biri şöyledir:
“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186)
Müminlerin, Allah’ın bu rahmeti ve nimeti üzerinde bir daha düşünerek Allah’ın rızasına uygun yaşamaları gerekir. Çünkü Allah’ın kendilerine verdiği bu kolaylık öyle büyük ve sınırsız bir imkandır ki; herşeyin hakimi, sahibi olan tek güç sahibi Allah, insanlara istedikleri herşeye karşılık vereceğini vaat etmektedir. Ve Allah kesinlikle vaadinden dönmez.

(Mercek Dergisi)

Kaynak = www.mercek.org

Popülerlik: 1% []

Yorum Yok

Dua hakkında önemli bilgiler

Duanın kabul olması için

Kur’an-ı kerimde, (Dua edin, duanızı kabul ederim), hadis-i şerifte ise, (Rabbiniz kerimdir, kendine açılan eli boş çevirmekten hayâ eder) buyurulduğu halde, bazı dualar niçin kabul olmuyor?

CEVAP

Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.

Önce çalışmak, sonra dua dinin esası!

Kabul edilir ancak, çalışanın duası!

Duanın kabul edilmesi için gereken şartlardan bir kısmı şöyle:

1- Haram lokmadan sakınmalıdır!

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]

Sad bin Ebi Vakkas hazretleri dedi ki: Ya Resulallah, dua buyur da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin!

Cevabında buyurdu ki:

(Duanızın kabul olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul olunur?) [Şir’a]

Yine buyurdu ki:

(Duanın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlâs ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâldan olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.) [Tergibüs-salât]

2- İtikadı düzgün olmalıdır.

Sapıkların, mezhepsizlerin, duaları kabul olmaz. Hadis-i şerifte, (Bid’at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)

Âyet-i kerimenin, duanın tesir edebilmesi için, okuyan ve okunan kimsenin buna inanması ve okuyanın itikadının düzgün olması, Allah rızası için okuması, kul hakkından sakınması, haram yememesi ve karşılığında ücret istememesi şarttır.

3- Uyanık kalble ve kabul edileceğine inanarak dua etmelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâya, kabul edileceğine tam inanarak dua ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ gafil bir kalb ile yapılan duayı kabul etmez.) [Şir’a]

4- Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]

İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmelidir! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebraile, “Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!” Facir, [günahkâr] dua edince de “Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir” buyurur.) [İbni Neccar]

Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.

5- Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen, refah zamanında çok dua etsin!) [Tirmizi]

Ebu İshak hazretlerinden dua istediler. Dua etti. Duasının kabul edildiğini gören bir talebesi, (Efendim, bu duayı bana da öğretin, ihtiyaç halinde ben de edeyim) dedi. Buyurdu ki: (Duamın kabul edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar, ettiğim dualar ve haram lokmadan sakınmamdır.)

6- Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü teâlâya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!) [Tirmizi]

7- Yalvararak dua etmelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gafil olan kalb ile yapılan dua makbul değildir.) [Tirmizi]

Hz. Davud zamanında kuraklık oldu. Halk dua etmek için aralarından üç âlimi seçtiler.

Âlimlerden biri şöyle dua etti: (Ya Rabbi, Kitabında kendimize zulmedenleri affetmemizi bildirdin. İşte biz, nefslerimize zulmettik. Senden af diliyoruz. Bizi affet!)

İkinci âlimin duası da şöyle: (Ya Rabbi, Kitabında köleleri, azat etmemizi bildirdin. İşte biz kul olarak huzurundayız. Bizleri azat eyle!)

Üçüncü âlim de şöyle dua etti: (Ya Rabbi, Kitabında, kapımıza gelen saili kovmamamızı, yüz çevirmememizi bildirdin. İşte biz de sail olarak huzurundayız. Senden rahmet istiyoruz. Bizi boş çevirme!)

Duaları kabul olarak rahmet yağdı.

8- Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

9- Günah işlemeyen dil ile dua etmelidir.

Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]

10- İsm-i azam ve esma-i hüsna ile dua etmelidir.

Gafletle dua etmektense hiç dua etmemek daha iyi değil mi?

CEVAP

Gaflet içinde olduğunu söyleyerek, duayı bırakmak doğru değildir. Kalbine geldiği gibi dua etmek, ezberlediği duayı okumaktan daha iyidir. (Bezzâziyye)

Dua dinin direğidir. (Allahü teâlâ indinde duadan daha şerefli bir şey yoktur), (Düşmandan kurtulmak, bol rızka kavuşmak için dua edin! Çünkü dua, müminin silahıdır) hadis-i şerifleri duanın önemini açıkça bildirmektedir. Allahü teâlâdan bir şey istememek ise çok kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ, kendisinden bir şey istemeyene, dua etmeyene gadap eder.) [Tirmizi]

Başka bir hadis-i şerifte, (Dua ibadettir) buyuruldu. İbadeti terk etmek ise hiç uygun değildir. Kur’an-ı

kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Bana dua edin kabul edeyim. [Bana halis kalb ile dua ederseniz kabul ederim.] Bana ibadet etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarım.) [Mümin 60]

Bu bilgileri bize yollayan Ali Kerem beyden Allah razı olsun.

Popülerlik: 6% []

46 Yorum

« Önceki Sayfa