Eylül, 2006 Arşivleri
HAZRET-I PEYGAMBERIN FASiHAT VE BELAGATI
ES-SELAMUN ALEYKÜM
HAZRET-I PEYGAMBERIN FASiHAT VE BELAGATI
Hazret-i Peygamber Efendimiz yaratılışça pek fasih (açık ifadeli) idi. Yüksek maksatlarını açıkça ve parlak bir şekilde söylerdi. Huzurlarına gelen elçilerin konuşmalarına pek açık bir şekilde karşılık verirdi. Onun mübarek sözleri arasında bir çok manaları toplayan öyle yüksek parçalar vardır ki, onlara Cevami’ül-Kelim” denir. Yine onun mübarek sözleri arasında öyle güzel ve hikmet dolu parçalar vardır ki, bunlara “Bedayi ‘ül-Hikem” denilir. Biz bunların bir kısmını ahlak bölümünde yazmış bulunuyoruz. Şu anlamdaki hadis-i Şerifler, bu ahlak ve hikmet esaslarından bazısıdır. ‘’Hikmetin başı Allah korkusudur.”‘’Insanlar altın ve gümüş madenleri gibidir.” ”Insanlar, tarak dişleri gibi, hukuk bakımından eşittirler: ‘ ‘’Kendi değerini bilen kişi helak olmaz: ‘‘’ Kendisi için istediğini senin için de istemeyen kimsenin dostluğunda hayır yoktur.‘’ Kendisi için sevdiğini, kardeşi için de sevmedikçe, kişinin imanı kamil olmaz “‘’Yalan yere yemin etmek yurdları harabeye çevirir. “Emaneti, sana güvenen kimseye teslim et; sana hiyanet edene sen hiyanet etme “‘’Eski dostluğu devam ettirmek, imandandır.”‘’Alış-verişinde en çok ziyan eden o kimsedir ki, başkasının dünyası uğrunda, kendi ahiretini yitirir: ‘ ‘’Kardeşinin ugradığı musibetten dolayı sen sevinç gösterme; yoksa Yüce Allah onu kurtarır da seni musibete düşürür: ‘‘’Cezası en çabuk verilen şey, zulümdür: ‘‘’Insanlara kendini sevdirmek aklın yarısıdır.” ‘’Kanaat tükenmez bir hazinedir.” Pişmanlık bir tevbedir. ‘
Yorum YokResûlullah Efendimizin (a.s) Mübârek İsimleri ve Mânâları
Resûlullah Efendimizin (a.s)
Mübârek İsimleri ve Mânâları
Mevâhib-i Ledünniye isimli kitaptan 99 adedi alınmıştır. Bu kitapta diğer 301 ismini bulabilirsiniz
Abdullah: Allah (cc)’ ın kulu
Âbid: Kulluk eden, ibadet eden
Âdil: Adaletli
Ahmed: En çok övülmiş, sevilmiş
Ahsen: En güzel
Alî: Çok yüce
Âlim: Bilgin, bilen
Allâme: Çok bilen
Âmil: İşleyici, iş ve aksiyon sahibi
Aziz: Çok yüce, çok şerefli olan
Beşir: Müjdeleyici
Burhan: Sağlam delil
Cebbâr: Kahredici, gâlip
Cevâd: Cömert
Ecved: En iyi, en cömert
Ekrem: En şerefli
Emin: Doğru ve güvenilir kimse
Fadlullah: Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan
Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran
Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran
Gâlip: Hâkim ve üstün olan
Ganî: Zengin
Habib: Sevgili, çok sevilen
Hâdi: Doğru yola götüren
Hâfız: Muhafaza edici
Halîl: Dost
Halîm: Yumuşak huylu
Hâlis: saf, temiz
Hâmid: Hamd edici, övücü
Hammâd: Çok hamdeden
Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan
Kamer: Ay
Kayyim: Görüp, gözeten
Kerîm: Çok cömert, çok şerefli
Mâcid: Yüce ve şerefli
Mahmûd: Övülen
Mansûr: Zafere kavuşturulmuş
Mâsum: Suçsuz, günahsız
Medenî: Şehirli, bilgilive görgülü
Mehdî: Hidayet eden, doğru yola erdiren
Mekkî: Mekkeli
Merhûm: Rahmetle bezenmiş
Mes’ûd: Mutlu
Metîn: Çok sağlam ve güçlü
Muallim: Öğretici
Muktedâ: Peşinden gidilen
Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli
Müctebâ: Seçilmiş
Mükerrem: Şerefli, yüce
Müktefî: İktifâ eden, yetinen
Münîr: Nurlandıran, aydınlatan
Mürsel: Elçilikle görevlendirilmiş
Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş
Muslih: Islah edeci, düzene koyucu
Mustafa: Çok arınmış
Müstakîm: Doğru yolda olan
Mutî: Hakka itaat eden
Mu’tî: Veren ihsân eden
Muzaffer: Zafer kazanan, üstün olan
Müşâvir: Kendisine danışılan
Nakî: Çok temiz
Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini
Nâsih: Öğüt veren
Nâtık: Konuşan, nutuk veren
Nebî: Peygamber
Neciyullah: Allah’ ın sırdaşı
Necm(i): Yıldız
Nesîb: Asil, temiz soydan gelen
Nezîr: Uyarıcı, korkutucu
Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk
Nûr: Işık, aydınlık
Râfi: Yükselten
Râgıb: Rağbet eden, isteyen
Rahîm: Mü’minleri çok seven
Râzî: Kabul eden, hoşnut olan
Resûl: Elçi
Reşîd: akıllı, olgun, iyi yola götürücü
Saîd: Mutlu
Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan
Sâdullah: Allah’ ın mübârek kulu
Sâdık: Doğru olan, gerçekci
Saffet: Arınmış, seçkin kişi
Sâhib: Mâlik, arkadaş, sohbet edici
Sâlih: iyi ve güzel huylu
Selâm: Noksan ve ayıptan emin olan
Seyfullah: Allah’ ın kılıcı
Seyyid: Efendi
Şâfi: Şefaat edici
Şâkir: Şükredici
Tâhâ: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi
Tâhir: Çok temiz
Takî: Haramlardan kaçınan
Tayyib: Helal, temiz, güzel, hoş
Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri
Vâiz: Nasihat eden
Vâsıl: Kulu Rabb’ine ulaştıran
Yâsîn: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil
Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren
Zâkir: Allah’ ı çok anan
Yorum YokBayram hocanın bir sohbeti
Ders ayeti : Buruc Suresi. Sayfa 591 ayet: 1- 22
Muhterem Müslümanlar, Allah’ın bahtiyar kulları, Muhammed Mustafa’ya sav kurban olan cemaati müslimin, damarlarında Hz Hatice’ nin, Hz Aişe’ nin, Hz Fatıma’ nın kanını taşıyan Allah’ın bahtiyar kulları, Yavuz Sultan Selim’ in öksüz ve yetim torunları…!
Sizi böyle kış ver yaz demeden sohbetlere devam ettiğinizi görmek dünyada cennet hayatı yaşamış olduğunuzu gösteriyor. Herkesin bir davası var, benimde var, sizinde var. Her türlü çilelere ve engellere rağmen yine devam ediyorsunuz ya sizden Allah cc. memnun, Resulullah sav memnun, erenlerde memnun.
Biraz evvel Salatü Selam getirdim. Resulullah’ a salatü selam getirin deyince hepimizin selatü selam getirmesi lazım.
Resulullah’ a salatü selam getirince, kabrinin başında bulunan melek hemen o salatı alıp Resulullah’ a ulaştırıyor.
Bir hadisi şerifte buyruluyor ki:
- Ey Ümmetim ! Cuma günleri bana daha çok salavatı şerife getiriniz. Çünkü ümmetimin cuma günleri getirmiş olduğu salavatı şerife bana arz olunur. Kimki bana salavatı şerife getirirse bana daha çok yakın olur.
Başka bir hadisde:
- En faziletli gününüz cuma günüdür. O gün bana çok salatü selam getiriniz. Çünkü salatü selamlarınız bana arzedilir. Sahabeler, : Ya Resulallah ! Bizim salatü selamlarımız size nasıl arzedilir? Sen çürümüş olursun, diye sorunca Resulullah sav onlara : Allah-u Teala Peygamberlerin cesetlerini toprağa haram kılmıştır, diye cevap verdi.
Topraklar Bayram hocanın cesedini çürütür ama Resulullah’ın kini çürütmez. Siz şerefli insanlar bu derslere geliyorsunuz.
İmam-ı Yusuf’un oğlu vefat ettı. Kendisinin de İmam-ı Azam’ ın dersine gitmesi gerekiyordu. Cenazenin kalkma işini başkasına havale etti dediki :
-Arkadaşlar şu saatte İmam’ ı Azam ikindi namazından sonra falancı camide ders veriyor.Siz benim oğlumun cenazesini yıkayın defnedin. Eğer ben bugün İmam-ı Azam’ın dersine gitmesem, İmam-ı Azam’da bugün benim şimdiye kadar hiç duymadığım bir meseleyi anlatırsa o zaman ben hayatımın sonuna kadar kahrolurum, sonra ben bu ilmin duymamanın acısını nasıl gideririm.
Evlat tatlı bir şeydir, yürekten kopan bir parçadır ama insan ikinci bir evlat sahibi olmakla evlat hasretini giderebilir. İlim ise böyle değildir.
Sizin ilim aşkınızda bunlara benziyor. İmam-ı Ebu Yusuf’un karekterini gösteriyorsunuz.Ben sizin üzerinize vaaz edecek insan değilim, siz melekleride kıskandıranlarsınız.
Fatih müderrislerinden Hüsrev efendi vardı. 1965 de vefat etti. Talebelerine Buhari okutuyordu.Derse her defasında neşeli giderdi.
Bir sabah derse acele acele gitti, eski neşesi yok. Talebeleri yüzüne baktı, rengi sapsarı, ona dedilerki :
- Hocam her defasında derse gelirken yüzünüz neşeli idi. Bugün ise yüzünüzde bir özlem var, hayrola bir derdiniz
mi var? O da :
-Benim 18 yaşında bir kızım vardı, 3 gündür ateşler içinde idi. Şimdi yolda gelirken vefat haberi bize ulaştı.
Ben derse kıyamadım, gelin şu dersi okuyalımda ondan sonra hep beraber cenazeye gidelim.
10 dakika da olsa ilim tadı her şeyin üzerindedir. Onun için yaptığınız işin ufak olduğunu zannetmiyelim. Hep işin güzelini konuşalım ama eksiklerimizi de görmek lazım. Yemeği pişiriyoruz eksiğine bakıyoruz. Bizim eksiğimiz bize Amerika, Avrupa’mı söyleyecek. Bugün iyisiniz ama Efendi hz. burdan kaybolunca hemen durum fark ediyor. Korkuyorum, Mevla bize verdiklerini gerimi alacak. Allah-u Teala Hadid s. sayfa 540 ayet 16 da:
-İman edenlere vakti gelmedimi ki kalblari Allah’ın zikrine ve inen Kur’an-a saygı ile yumuşasın ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun zaman geçipte kalbleri katılaşmış ve çoğu fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.
Onun için rahatlığa kendinizi kaptırmayın, bu işin faturası pahallıya mal olur. Resulullah sav ahirete irtihal ettiği zaman Ebu Bekr Sıdk yanında yoktu. Bir iki kilometre uzakta idi. Duyduki Resulullah sav öldü vurguna döndü. İşini gücünü bıraktı. Resulullah sav evine doğru ilerledi. Anladıki Resulullah sav vefat etti. Geldi yüzünü açtı, alnın öptü, ayaklarının altından öptü ve dediki,:
- Ya Resulallah! Yaşarken de ölürken de güzelsin, hamdele ve selveleden sonra ,
-Ey insanlar her kim Muhammed Mustafa’ya inanıyorsa bilsinki o vefat etti, kim Allah’a ibadet ediyorsa bilsin ki Allah diridir ölmez.
Bayram hoca bugün var yarın yok olabilir, sende bugün varsın yarın yok olacaksın. Ölüm haktır. Niyazımız o ki Allah ölenlerin yerine boş bırakmasın. Demekki bunlar gözlerini yumsa biz hepden kayıp mı olacağız.
Bu Allah dostları Kabe’ye kebap yemeye mi japon malı almaya mı gidiyor.Bazı işler ordan oluyor. Biz akvaryum balıkları gibiyiz suya doymuşuz.Onlar ise bir damla suya bile muhtaç, susuzluktan dudakları bile çatlamış. Herkes Allah dostuna olan aşkından dolayı Kabe’ye Efendiyi görmeye geliyor. Kasrı Mekke oteline, Dubaili bir şeyh, Efendi hz. ziyarete geldi. Dediki:
- Ben her sene Ramazan’ın ilk günü buraya gelirim, Alim, Allah dostu göreyim diye. Kaç günden beri Allah dostu görmedim.
Sizin geldiğinizi duydum bugün hemen sizi görmeye geldim, yarın rahat gidebilirim, dedi.
Sudanlı bir Profosör doktor geldi. Oda aynı Allah dostuna düşkün. Efendi hz. başkalarıyla konuşuyordu onunla henüz konuşmamıştı.
Efendi hz.nin yüzüne bakıp bakıp ağlıyor. Halbuki ona bir şey anlatılmadı. Öyle insan ki Mevla’nın dostunun yüzüne bakınca içinden gidiyor.
Bütün alem onlardan imdat bekliyor. Sende diyorsun ki nasıl olsa Efendi hz. burda yok yazlığa gideyim. Olamaz, Olmaz… Şu anda
Türkiye yanarken insan istirahata çekilirmi ? Şu anda evlerinize acı bir haber gelse kimse burda durur mu ? 70 senedir şu memlekette islam yayalım ateşine tutuldu, çığ altında kaldı, islam delik deşik edildi. Acaba bunun derdi nedir soran oldumu ? Paran kaybolsa her tarafı elek telek ediyorsun, din islam kaç yıl oldu çalındı soran arayan varmı?
Bizim işimiz büyük, sanmayın çeçenistanın zulmü buraya gelmez. Allah bir an bekliyor Türkiye dönecek mi, dönmeyecek mi?
Dönerse ne ala, dönmezse ipleri koparacak. Elimde bir mektup var. Pezgamberler diyarı olan Filistin’den geliyor. Şu an orda israiller var. Mescid-i Aksa onların elinde esir durumda. Bu mektupta diyorki:
- Benim adım Semura Yasin, 12 yaşındayım. Siz beni tanımazsınız ama memleketimi biliyorsunuz. Siylerle Kalu Belada kardeş olmuşuz. Babamı 61 kişi ile Ramazan’da Mescid-i Haluli Rahman’da şehit ettiler. Suçu; Müslüman olmak.Bu
mektubu ben yazmıyorum ablama söylüyorum o yazıyor. Bir arkadaşıma yahudi askeri eziyet ederken bende kurtarayım diye taş attım. Başka bir yahudi askeri geldi taşlarla vurarak kollarımı kırdı. Kollarımı kırdığına ağlamadım. Kollarımı kırarken Peygamberime yaptığı küfürlere ağladım, ve davasını dünyaya satan müslümanlara ağladım. Benim yurdumda insanlar da
mahzundur. Bizim soframız, sizin sofranız gibi donatılmış değil. Bizim oyuncaklarımız kuş lastiği ve taşlardır. Biz açlığı biliriz.
Biz müslümanları severiz yardımları olmasada. Sizi bu mektubumla rahatsız ettim ama unutmayın ki biz hep huzursuzuz.
Bu ızdırabı duyan insanda birşey olmuyorsa ha mermer, ha o. Onun damarlarından kan dolaşmıyor demektir. Amerika bu yıl içinde bir kaç ay evvel 50 milyon dolar gönderdi. 21 trilyon ediyor. Dokuz bakanlığın bütçesine denktir. Niçin gönderdiler bu parayı? Müslümanların bir yıl içinde gelişmesini önlemek.
Demir Bankın kasalarına yatırıldı. Elin gavuru durmuyor bizim gaflete dalmamız hiç olurmu ?
Yavuz Sultan Selim Mercidabık zaferini kazanmak ıçın atına binmiş gidiyordu. Atına hiddetlenince o an veziri -Sinan Paşa onun bileğinden tutup şevketli hünkarım olmaya ki heyecana gelirsiniz, kendinizi tehlikeye atarsınız bizim yüreğimize dihun ( kan ) akar. Yavuz Sultan Selim bileğini çeker ve derki :
- Vezirim bütün ömrümü islam için vakfettim.
Biz Sultan Fatih’in nesliyiz, biz yattığımız yerden ( çadırdan ) zaferi bekleyen insanlar değiliz.Biz bu davanın sahibiyiz.
Bayram Ali Öztürk Rha.
kaynak= itibar-Haber
Alıntı yapılan link= http://www.itibarhaber.eu/index.php?option=com_content&task=view&id=2183&Itemid=184
48 Yorum
